YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6062
KARAR NO : 2015/24444
KARAR TARİHİ : 28.04.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’nin, suç tarihi öncesi gerek iş icabı, gerek gezinti amaçlı olarak, bazen sivil kıyafetli, bazende askeri üniforma ve rütbeli elbisesi üstünde, gerek elbise temizletmek amacıyla gittiği kuru temizlemecide, gerek aracına akaryakıt almak için sıkça uğradığı akaryakıt istasyonunda ve gerekse başka suretlerle tanıştığı müştekilere, kendisini Genel Kurmayda görevli Kurmay Albay, MİT’te görevli askeri eleman ya da ceza hukuku doçenti veya askeri avukat olarak tanıtıp etraflı ve hatırlı bir kişi olduğu önemli görevleri ve tanıdıkları vasıtasıyla bir kısım müştekileri işe yerleştireceği vaadiyle, diğer bazı müştekileri de davalarında avukatlık yapmak suretiyle hukuken yardımcı olacağını söyleyerek kendisine ait … Bankası … Şubesindeki hesabına paralar yatırttırdığı ya da elden paralar alarak haksız çıkar sağladığı, bu kapsamda sanığın müştekiler … ve …’dan adliyedeki işlerinde hukuki yardımda bulunacağını söyleyerek 12.371 TL, müşteki …’tan işe aldıracağı vaadiyle 2455 TL, müşteki …’den işe aldıracağı vaadiyle 2035 TL, müşteki …’den işe sokacağı vaadiyle 2600 TL, müşteki …’den devlet dairesinde işe aldırabileceği vaadiyle 2150 TL, müşteki …
… trafik mahkemesinde bulunan davasında hukuki yardımda bulunabileceğini söyleyerek 5500-6000 TL civarında, müşteki …’den hazine arazisi satın alma hususunda yardımcı olacağını belirterek 18000 TL, müşteki …’den işe aldıracağı vaadiyle 850 TL, müştekiler … ve …’dan işe aldıracağı vaadiyle 2425 TL, müştekiler … ve …’tan işe sokacağını belirterek 2600 TL, müştekiler … ve …’dan 2600 TL, müşteki …’dan devlet kurumlarında işe sokacağı vaadiyle 2600 TL, müşteki … devlet dairelerinde işe aldırabileceğini beyan ederek 2600 TL, müşteki …’den işe aldıracağı vaadiyle 2500 TL, müşteki …’den işe işe aldıracağını söyleyerek 2600 TL, müşteki …’den herhangi bir bakanlıkta işe aldırabileceği vaadiyle 2500 TL, müşteki …’dan işe aldıracağı vaadiyle 5000 TL, müşteki Bahar Sultan Demirel ve …’den mahkemelerde devam eden hukuk davalarında yardımcı olacağını söyleyerek 8500 TL, müşteki …’dan işe aldıracağı vaadiyle 5000 TL, müşteki … işe aldıracağı vaadiyle 2000 TL civarında ve müştekiler … ile …’den işe aldıracağını söyleyerek 2500’er TL aldığı, ancak sanığın müştekilere vaadettiği işleri yapmadığı gibi almış olduğu paralarda iade etmediği, bu şekilde sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık hakkında katılanlar … ve …, … ve …, …, …, …, … ve …, …, … ve … ile …’e yönelik dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, katılan, müşteki ile tanık ifadesi, banka dekontları, vekaletname suretleri ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık hakkında müştekiler …,…, …, …, …, …, … ve …, …, …, …, …, … ile …’a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
a-) Sanığın, katılanlar … ve …, …, …, …, …, … ile …’a yönelik dolandırıcılık eylemlerini Türk Silahlı Kuvvetlerinin maddi varlığı olan askeri üniforma ve askeri kimlik kartını kullanarak işlemesi nedeniyle sanığın eylemlerinin TCK’nın 158/1-d maddesine uyan kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyete hükmolunması,
b-) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağına ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde yer alan düzenleme nazara alınarak; birbirlerini önceden tanıyan katılanlar …, …, …, … , …, …, ve …’ün dosyadaki ifadelerinden sanığın katılanları aynı anda mı yoksa değişik zamanlarda mı kandırarak para aldığının açık ve net bir şekilde anlaşılamaması nedeniyle, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, katılanlar …, …, …, … , …, …, … ve …’ün yeniden beyanlarına başvurularak, sanığın ve sanığın sözlerine binaen hareket eden katılanlar … ve …’ün kendilerine yönelik hileli hareketleri ve menfaat teminini aynı anda yapıp yapmadıklarının açıklattırılmasından sonra bu katılanlar yönünden sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
c-) Kabule göre de; sanığın, katılan …’nin zararını tamamen gidermediğinin anlaşılması, katılan … kovuşturma aşamasında zararının giderilmediğini, şikayetçi olduğunu, kısmi ödeme nedeniyle muvafakatının ve rızasının olmadığını belirtmesi karşısında, sanık hakkında bu katılana yönelik dolandırıcılık suçundan hükmolunan cezada etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanarak eksik ceza tayini,
d-) Katılan …’in zararının tamamen giderilmediğinin anlaşılması karşısında, katılana 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 28.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.