YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13636
KARAR NO : 2015/17827
KARAR TARİHİ : 25.06.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 11/02/2014 tarih, 2014/322 Esas – 2014/3423 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurarak, müvekkili hakkında bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin kesinleşmesinden sonraki devrede oluşan zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK’nun 661. maddesi uyarınca bonolar için 3 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Diğer yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK’nun 662. maddesinde “müruruzaman; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle kesilir” hükmüne yer verilmiştir.
TTK’nun 662. maddesinde dava açılması ile kastedilen, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde, usulüne uygun bir davanın açılmış bulunmasıdır. Örneğin senet borçlusunun açtığı senet iptal davası zamanaşımını kesmez. (TTK 669 vd. md.) Keza ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması vs. davaları da zamanaşımını kesici nitelikte değildir. Zira açılmış bulunan davanın, HUMK’nun 237. maddesindeki kesin hükme konu teşkil edecek biçimde nizalı kazaya konu edilmesi gerekir (12. H.D. 07/04/1983-1439 K. -2701 E.).
Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının, itirazını def’i yolu ile ileri sürmesi halinde borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay HGK’nun 20.1.1996 tarih 1996/12–654 esas 1996/805 sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir.
… Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/552 Esas ve 2012/374 Karar sayılı kararı ve bu karara ilişkin dava dosyasının incelenmesinde; takip dayanağı bonodan kaynaklı borcu olmadığı iddiası ile 26.08.2010 tarihinde borçlu-keşideci … tarafından davalı … yetkilisi … hakkında menfi tespit davası açıldığı, davada …’ın kendi adına asaleten ve adı geçen şirketi temsilen vekil tayin ettiği Av. … tarafından temsil edildiği, adı geçen avukatın … adına 13.06.2012 günü dilekçe sunarak bonoda alacaklının … olup şirketle ilgisi bulunmadığını beyanla davaya karşı itirazlarının savunma yolu ile ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istediği; mahkemece menfi tespit davasının reddine dair karar gerekçesinde de davalı olarak takip dosya alacaklısı …’ın gösterildiği, kararın bu hali ile Yargıtay 19. HD’nin 2013/1002-5769 Sayılı kararı ile onandığı, tashihi karar isteminin de aynı Dairece 2013/14420 E., ve 2013/17980 K. sayılı karar ile reddedilerek kararın yine davalı … yönünden de hüküm ve sonuç doğuracak biçimde 14.11.2013 günü kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, menfi tespit davasının reddine yönelik anılan bu mahkeme kararının davaya karşı itiraz ve def’ilerini vekil tayin ederek ileri süren alacaklı … yönünden de bağlayıcı olduğu ve adı geçen alacaklı hakkında zamanaşımını keseceği kuşkusuzdur. 10 örnek ödeme emrinin borçluya 07.08.2009 tarihinde tebliğ edildiği, takibin itirazsız kesinleşmesinden sonra 26.08.2010 tarihinde menfi tespit davası açıldığı ve bu kararın kesinleşme tarihi olan 14.11.2013 tarihine kadar zamanaşımının işlemeyeceği tartışmasızdır.
O halde, mahkemece; borçlunun İİK’nun 71 ve 33/a maddelerine göre icranın geri bırakılması istemi ile 31.07.2013 tarihinde yaptığı başvurusunun bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle sonuca gidilmesi ve icranın geri bırakılmasına karar verilmesi isabetsiz olup mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken taraflarla ilgisi bulunmayan … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/552 Esas ve 2013/74 Karar sayılı kararı esas alınarak alacaklı aleyhine açılmış bir menfi tespit davası bulunmadığına ilişkin açıklama yapılarak maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2014/322 E., 2014/3423 K. ve 11.02.2014 tarihli onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 25/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.