Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/42308 E. 2015/34979 K. 01.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42308
KARAR NO : 2015/34979
KARAR TARİHİ : 01.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılardan …’ın vekili olarak diğer davalı şirket aleyhine dava açtığını, davalıların kendi aralarında anlaşması sonucu davalı …’ın davadan feragat ettiğini, bu halde her iki davalının da vekalet ücreti alacağından sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.000,00 TL’nin feragat tarihi olan 21.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, davacı 16.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile de 6.669,40TL’nin yasal faiziyle davalılardan tahsilini istemiştir.
…davanın reddini dilemiş, diğer davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 3.000,00 TL nin dava tarihinden, 3.669,40 TL nin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun …sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, … Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Yine, 6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda; mahkemece kararın gerekçe kısmında davalı …’ın ayrıca sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunun bulunduğu, sözleşme içeriğine göre de 4.439.40 TL vekalet ücreti alacağının bulunduğu, bu miktardan sadece …’ın sorumlu bulunduğu, 3.500,00 TL vekalet ücreti alacağından ise davalıların birlikte sorumlu bulunduğu kanaatine varıldığı ifade edilirken, hüküm kurulurken “Davacının davasının kabulüne, 3.000,00 TL nin dava tarihinden, 3.669,40 TL nin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” denilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297.maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalı şirketin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı şirketin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 01/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.