YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2889
KARAR NO : 2015/14475
KARAR TARİHİ : 26.05.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından keşidecisi … olan bonoya dayalı olarak … mirasçıları hakkında başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçluların yasal süre içerisinde icra mahkemesine başvurularında senette muris .. adına atılı imzaya itiraz ettikleri, mahkemece, itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına, alacaklı aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yaptırılan inceleme sonucunda …. tarafından düzenlenen 19.11.2014 tarihli raporda, keşideci imzasının muris … eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediğinin bildirildiği ve anılan rapora, alacaklı tarafından itiraz edilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinde bulunulduğu görülmektedir.
….ndan alınan raporda, itiraza konu edilen imzanın aidiyeti konusunda net bir görüş bildirilmediği açık olup; mahkemece, değinilen rapor hükme esas alınmak suretiyle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, söz konusu raporun anılan kurumdan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olması yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamaz. Zira, …..’nin imza incelemesinde son mercii olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır (HGK.’nun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-282 sayılı kararı).
Öte yandan, kural olarak senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.’nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 Esas, 2006/231 Karar sayılı kararı).
Bu durumda, alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğine ve ispat yükü de alacaklıda olduğuna göre, mahkemece usulünce yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; İİK’nun 170/3.maddesine göre; icra mahkemesi aynı Kanun’un 68/a maddesine göre yapacağı inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığı kanaatine varırsa, itirazın kabulü ile birlikte takibin durdurulmasına ve aynı maddenin 4.
fıkrası uyarınca şartların oluşması halinde borçlu yararına tazminata ve para cezasına karar verir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan …..’nca düzenlenen 19.11.2014 tarihli raporda, keşideci imzasının borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği bildirildiğine göre, alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.