Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2014/6845 E. 2015/2023 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6845
KARAR NO : 2015/2023
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ise de davetiye masrafı bulunmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, edimin geç teslimi nedeniyle kesilen cezanın tahsili istemiyle açılmış olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Taraflar arasında 18.07.2011 tarihinde … Binasının Onarımı konusunda götürü bedelli sözleşme imzalanmış olup, davalı idare tarafından işin geç teslim edilmesi nedeniyle davacı aleyhine 30.11.2011 tarihli, 153.239,71 TL bedelli ceza faturası düzenlendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı yüklenici tahsil edilen bu cezanın haksız olduğu iddiasıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 50.000,00 TL’nin iadesi için iş bu davayı açmıştır. Yapılan yargılama sonunda mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 109/2. maddesinde düzenlenen “Talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.” hükmü uyarınca talep konusunun açıkça belirli olduğundan davacı tarafından kısmi dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temel olarak yargılama hukukunda “derhal uygulanırlık” ilkesi geçerlidir. Yani bir dava, davanın temeli olan uyuşmazlık konusu olayın meydana geldiği değil, uyuşmazlığın yargı önüne getirildiği tarihteki yargılama kurallarına tabidir. Keza, yargılama sırasında yargılama kuralları değişirse, o noktadan itibaren yeni kurallar uygulanacaktır. Bu ilke 6100 sayılı HMK’nın 448. maddesinde de “Bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Maddede de düzenlendiği gibi, bu ilkenin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken bir husus da, usul işleminin tamamlanmış olup olmadığıdır. Dava içinde yapılan usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise artık yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacaktır. Eğer bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse, söz konusu işlem geçerli olarak kalır. Yani, tamamlanmış usul işlemleri yeni yürürlüğe giren kuraldan etkilenmez.
Yapılan açıklamayı somut uyuşmazlığımız bakımından değerlendirdiğimizde; kısmı dava açılamayacak durumları düzenlenen 6100 sayılı HMK’nın 109/2. maddesi, 01.04.2015 tarihinde kabul edilen, 11.04.2015 gün ve 29323 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6644 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Maddenin yürürlükten kaldırılması ile birlikte talep konusunun bölünebilir olduğu her durumda kısmi dava açılabilecektir. Mahkemece her ne kadar HMK’nın 109/2. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş ise de uyuşmazlık konusu hakkında karardan sonra ve ancak temyiz aşamasında ilgili madde yürürlükten kaldırılmış olduğundan ve yapılan açıklama dikkate alındığında derhal uygulanırlık ilkesi uyarınca mahkemece işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Kararın bu nedenle bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 20.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.