Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/14040 E. 2016/7049 K. 21.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14040
KARAR NO : 2016/7049
KARAR TARİHİ : 21.04.2016

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. ı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacıyla beraber davalı işyerinde çalıştığını söyleyen davacı tanıklarının dönem bordrolarında isimlerinin bulunmadığı ve bu tanıkların davacının işyerinde muhasebe işlerine baktığını ve yönetici pozisyonunda çalıştığını söylemelerine rağmen davalı tanığının davacının davalı işyerinde getir götür işlerine baktığını, 10 gün kadar çalıştığını ve bu çalışmasının Kuruma bildirildiğini belirttiği, dönem bordrolarında ismi bulunan tek bordro tanığının davalı işyerinin birden fazla şubesinin bulunduğunu ve kolluk araştırması ile tespit edilen komşu işyeri tanıklarının davacıyı tanımadıklarını söyledikleri anlaşıldığından davalı işyerinin başka şubelerinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan, varsa bu şubelerde çalışan kişiler ile bu şubelere komşu işyeri tanıkları tespit edilip tanık olarak beyanlarına başvurulmadan, davacının eğitim durumu ile hangi şubede, hangi pozisyonda çalıştığı net olarak belirlenmeden eksik araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.

Yapılacak iş, davalı işyerinin başka şubelerinin bulunup bulunmadığını araştırmak, bulunduğunun anlaşılması halinde bu şubelerin Kurumdaki işyeri kayıtlarını getirtip bu işyerlerinin kanun kapsamına alındığı tarihleri belirlemek, şubelerin dava konusu döneme ait dönem bordrolarını getirtip dönem bordrolarında ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, , zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle söz konusu şube işyerlerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının hangi şubede ve hangi pozisyonda çalıştığını belirlemek, davacının eğitim durumunu araştırmak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.