Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/5726 E. 2016/6559 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5726
KARAR NO : 2016/6559
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

Davacı, ödeme emrinin iptaliyle, Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; 6183 sayılı Kanun’a göre, muhtelif sayılı takip dosyalarında takip edilen prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ve idari para cezası borçlarının tahsili amacıyla davacılar adına çıkarılan ödeme emirlerinin iptali ve borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların borç dönemlerinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaları nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi gereğince borçlardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davaya konu Kurum alacağının en önceki dönemi 2007/3, en yeni dönemi 2008/5 dönemi olan tarih muhtelif sayılı takip dosyalarında takip edilen prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ve idari para cezası borçlarına ilişkin olduğu, kayıtlarına göre davacıların tarihleri arasında dava dışı borçlu şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları ancak temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici olarak görev yapmadıkları anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
5510 sayılı Kanun’un yürürlük süresiyle ilgili maddesinde, Kanun’un 88. maddesinin tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanığını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; 6183 sayılı Kanun 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre daha genel bir Kanun durumunda olup uygulamada da benimsendiği üzere öncelik özel Kanun hükümlerine tanınacağından, özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi karşısında, borç dönemlerinde 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinin yürürlükte olduğu ve somut olaya uygulanması gerektiği, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre davacıların tarihleri arasında dava dışı borçlu şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları ancak temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici olarak görev yapmadıkları nazara alındığında, davacıların, Kurumun 6183 sayılı Kanun’a göre, en önceki dönemi 2007/3, en yeni dönemi 2008/5 dönemi olan tarih muhtelif sayılı takip dosyalarında takip edilen prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ve idari para cezası borçlarından dava dışı borçlu şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen bir sorumluluklarının bulunmadığı açıktır.
Yapılacak iş; davacıların borç dönemlerinde dava dışı şirketin temsil ve ilzam yetkisini haiz üst düzey yöneticisi olmadıkları anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.