YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14609
KARAR NO : 2015/5845
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı … vekili avukat …’ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, eczacı olduğunu, 7.07.2009 tarihli davalı kurumun yazısı ile hasta Enize turan isimli hastaya düzenlenen rapor ve reçetenin sahte olduğundan bahisle 2009 eczane protokolünün 6.3.19, 6.33 ve 6.3.10 maddeleri uyarınca sözleşmenin 2 yıl süre ile feshedilerek 57918,60 TL cezai işlem uygulandığını, olay tarihinin 2005-2006 yılları olduğundan 2005 protokolünün uygulanması gerektiğini, 6.3.3 maddesinin 2005 protokolünde düzenlenmediğini, 2009 protokolü uyarıca verilen cezanın haksız olduğunu belirterek uygulanan fesih ve cezai işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddini karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için mahkemece 1.06.2012 tarihinde aldırılan 1.Bilirkişi raporunda “ incelemeye konu reçetelerin tanzim edildiği tarihte geçerli protokol hükümlerinin esas alınarak işlem tesis edilmesi gerektiği, reçete tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 2005 ve 2006 yıllarına ait protokollerde 6.3.3 ve 6.3.19 maddelerinde öngörülen hükümler mevcut olmadığından davalı idarenin dava konusu işleminin iptali gerektiği belirtilmiştir.Davalının itirazı üzerine alınan 25.01.2013 tarihli 2.bilirkişi raporunda “2009 protokolünün 6.13 maddesi uyarınca davacının yazılı talebi bulunmadığından reçete tarihlerinde geçerli olan protokol hükümlerinin davacıya uygulanmasının mümkün olmadığı ,davacıya uygulanan fesin ve cezai işlemin doğru olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, yargılama sırasında alınan raporlar arasında değerlendirmeler ve varılan sonuçlar açısından tam bir çelişki bulunmaktadır Hal böyle olunca eldeki dosyada aldırılan 2.bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edilemez. O halde mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği gözetilerek, konusunda uzman bilirkişinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olacak ve bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilecek şekilde rapor hazırlanması sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.