YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14576
KARAR NO : 2015/12669
KARAR TARİHİ : 20.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, faizlerin düşmesi üzerine kredinin yeniden yapılandırıldığını, davalı banka tarafından komisyon, dosya masrafı ve yapılandırma ücreti adı altında adı altında haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek kesinti yapılan 3.000 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı yapılan kesintinin sözleşmeye ve yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile toplam 3.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa 141/3. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HUMK 388. (HMK 297) maddesi de bütün kararların gerekçeli olmasını öngörmüştür.
Gerekçe hükmün dayandığı hukuki esasları açıklar. Böylelikle hükmün denetlenmesi mümkün olur. Taraflar da mahkemenin gerekçesi sayesinde haklı olup olmadıklarını anlayabilir.
Yargıtay incelemesi aşamasında da kararın usul ve yasalara uygun olup olmadığı gerekçe ile denetlenebilir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 45. maddesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hükümlerinin ve kararların gerekçeli olmasını şart koştuğu gibi Sözleşmenin 6. maddesi de adil yargılama hakkı başlığı altında kararların gerekçeli olmasına değinmektedir.
Açıklanan bu hükümler en başta yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir ve emredici hükümlerden olup “Kamu düzeni” amacı ile vaz’edilmişlerdir.
İşte bu nedenledir ki, kararın gerekçesinde hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı haklı gösterdiğinin açıklanması halinde ancak, HMK’nun 297. maddesine uygun bir kararın varlığından söz edilebilecektir. Gerek Anayasamız, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerin nihai amacı da budur.
Adil yargılanma hakkının içinde barındırdığı temel haklardan olan ve dayanağını insan onuru ile eşitlik ilkesinden alan, hukuki dinlenilme hakkının üç unsuru vardır. Bunlar, tarafların yargılama konusunda bilgilenme hakkı, yargılama ile ilgili açıklama ve ispat hakkı, bu açıklamaların mahkemece dikkate alınıp değerlendirilmesi yükümlülüğüdür. Gerekçe özellikle tarafların yargılamada dikkate alındığının, açıklama ve delillerinin değerlendirildiğinin bir göstergesidir.
Kararın gerekçeli olması hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Zira mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir. Bu sebepledir ki, Anayasa’da kararların gerekçeli olması özel olarak vurgulanmıştır.
Hal böyle iken iki ayrı tarihte kredi çektiği anlaşılan davacının iadeye konu haksız şart sayılan kesintilerin nelerden ibaret olduğunun, bunların hangi sebep ve gerekçeler ile kabul veya reddedildiğinin denetime elverişli olacak biçimde gerekçeli kararda belirtilmesi gerekirken soyut cümleler ve yasa maddeleri gerekçe yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 204,93 TL harcın istek halinde iadesine, 20/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.