YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8310
KARAR NO : 2015/18442
KARAR TARİHİ : 30.06.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu şirket temsilcisi tarafından verilen vekaletnamede, açıkça, şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin verilmediği anlaşıldığından sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Takibe konu bononun, itiraz eden … adına … tarafından imzalandığının taraflar arasında ihtilafsız olması karşısında, başvuru bu haliyle İİK.’nun 169/1 ve 169/a maddeleri hükümleri uyarınca borca itiraz niteliğindedir.
İİK.’nun 169/a/6. fıkrasında; “Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar” hükmüne yer verilmiştir.
İtiraz eden şirket temsilcisi … tarafından, şirket adına, … Noterliğinin 13.09.2010 tarih ve … yevmiye numarası ile …’ya vekaletname verildiği, bahse konu vekaletnamede, vekilin senet imzalamaya yetkili kılındığına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, senet lehtarı olan takip alacaklısının itiraza konu bonoyu takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusurunun olduğu kabul edilemez.
Bu nedenle, mahkemece, yukarıda yer alan açıklama doğrultusunda, takibe konu bono üzerinde imza incelemesi yapılması, akabinde imzanın şirket temsilcisine ait olmadığından bahisle İİK’nun 170/4. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, istemin borca itiraz olarak değerlendirilmesi karşısında, alacaklının, itiraza konu bonoya dayalı icra takibi yapmasında kötü niyeti veya ağır kusuru olmadığından aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğinin kabulü gerekir. Öte yandan İİK.’nun 169/a maddesinde para cezasına ilişkin bir düzenleme öngörülmediğinden alacaklı aleyhine para cezasına hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır. Mahkeme kararının belirtilen nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 20.11.2014 tarih ve 2012/703 E. – 2014/1201 K. sayılı kararının hüküm bölümünün tazminat ve para cezasına ilişkin 3. ve 4. paragraflarının tamamının silinerek karar metninden çıkarılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.