YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22454
KARAR NO : 2015/27574
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı idarenin düzenlediği hizmet ihalesine iştirak ederek ihaleyi kazandığını ve bu husuta aralarında sözleşme imzalandığını, edimini sözleşmeye uygun olarak ifa etmesine rağmen hakedişlerinden 5510 sayılı yasanın 81/1-1 maddesinde ve sözleşmeye aykırı olarak fazlası saklı kalmak üzere 10,000 TL’nin her ayın fatura tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile talebini 47,353,87 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile 47,353,87 TL’nin kesinti tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar davacının temyizi üzerine dairemizin 21.2.2013 tarihli kararı ile bozulmuş, mahkemece dairemiz bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı 09.05.2014 tarihli ıslah dilkeçesi ile talebini 47,353,87 TL’ye çıkarmış, mahkemecede, ıslah talebide dikkate alınarak 47,353,87 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa ki HUMK’nın 83. maddesi ve 04.02.1948 tarih 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, ıslah talebi gözetilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Borçlar Kanunu’nun 101/1 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117) madesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda davacı, davalı kuruma giriş kaydı 25.11.2010 tarihi olan 23.11.2010 tarihli yazı ile 46,667,51 TL’nin 7 gün içerisinde ödenmesini istemiş olup, bu durumda davalının 25.11.2010 tarihinden itibaren 7 günlük sürenin bitiminde temerrüde düştüğü ve davacının ancak bu tarihten itibaren faiz talebinde bulunabileceğinin kabulü gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-Davacının alacak iddiasına mesnet teşkil eden faturalardan olan 31.05.2009 tarihli faturada davacı istihkakından yapılan kesinti miktarı 3,816,25 TL olmasına rağmen, hesaplama yapılırken davacının bu faturaya ilişkin alacağı 3,816,35 TL kabul edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı, bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2,3 ve 4 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 30.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.