Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/18380 E. 2015/9560 K. 25.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18380
KARAR NO : 2015/9560
KARAR TARİHİ : 25.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili avukat … geldi. Davalı taraftan gelen olmadığından, onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı yurtdışında yaşaması nedeniyle, 3.3.1990 tarihinde Noterden davalıya adına kayıtlı taşınmazlar; satması, kiraya vermesi konusunda vekaletname verdiğini, davalının adına kayıtlı taşınmazları sattığı ve kiraya verdiği halde aldığı bedelleri ödemediğini, tahsili için başlattığı takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine davalının haksız itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile her yıl yaz aylarında hesap gördüklerini ve karşılıkla ibralaştıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili yönündeki takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalıya noterden 03.03.1990 tarihinde verdiği vekaletnameye dayalı olarak davalının adına kayıtlı taşınmazları sattığı ve kiraya verdiği halde bedellerini ödemediğini ileri sürerek, vekalet hakkını kötüye kullandığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Dava, hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392. maddesinde belirtilen vekilin hesap verme yükümlülüğüne dayanmaktadır. BK.nun 392. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler, kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorundadır. Taraflar arasındaki ilişkinin vekalet, sözleşmesine dayandığı, mahkemenin de kabulündedir. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında/vekilin talimata uygun hareket etme borcu,özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Gerçekten de, vekalet ilişkisi aynı zamanda aşırı güvene dayalı bir sözleşme ilişkisi olup, müvekkil vekiline güven duymak zorundadır.. Vekil; vekaleti sadakat ve Özenle ifa etmelidir ve vekaletin ifası sırasında kendisine karşı duyulan güvene uygun olarak vekil edeninin yararlarını sözleşmeyle güdülen amaç çerçevesinde korumak yükümü altındadır” (BK. md. 390/2). O nedenle vekil, sadakat borcu gereği olarak vekil edenin yararına ters düşecek ve ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak yükümü altındadır.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı vekilin özen borcu gereği vekaleten satıp kiraya verdiği taşınmazların bedelini, davacıya ödediğini ispat etmesi gerektiği açıktır. Hal böyle olunca mahkemece, az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZUlMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.