YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14904
KARAR NO : 2015/9708
KARAR TARİHİ : 26.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kendisi hakkında başlattığı Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünün 2007/994 sayılı takibi yönünden borçlu olmadığını, dava dışı oğlunun davalı ile bir olup kendisinin okuma yazma bilmemesinden faydalanarak icra dairesinde borcu kabul ettiğine dair evraka parmak bastırdığını, aralarında takipte bahsi geçen şekilde bir hukuki ilişkinin bulunmadığını ileri sürerek, takip yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ve oğlunun maddi durumu bozulunca satmak istedikleri evlerine talip olduğunu, 150.000,00 TL kapora verdiğini, evin satışı gerçekleşmemesine rağmen kaporanın iade edilmemesi üzerine takip başlattıklarını, davacı iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava ilamsız icra takibi yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalının kaporanın iadesi takip sebebine dayalı 150.000,00 TL asıl alacak üzerinden 5.3.2007 tarihinde başlattığı takip yönünden davacı, aralarında böyle bir ilişkinin kesinlikle bulunmadığını, yaşlı, okuma yazma bilmeyen bir ev kadını olduğunu, davalıların baskısı sonucu dava dışı oğlunun alacaklılarla bir olup kendisini icra dairesine götürüp bir belge altına parmak bastırdıklarını, bu surette imzaladığı belgenin oğlunun işyerinin borçları nedeniyle kendisine devrine ilişkin olduğunun söylendiğini, eve haciz gelince gerçeklerin ortaya çıktığını ve eldeki davayı açmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür.
Mahkemece ilk karar ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin 25.4.2011 gün 2010/5178-2011/6557 sayılı ilamı ile hile iddiasının her türlü delil ile ispat edilebileceği, dinlenen tanıkların bu yönde ifadeleri alınmadan, ceza dosyası varsa akıbeti irdelenmeden karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığından bahisle hüküm bozulmuş, bozma ilamına uyularak dinlenen davacının kızı ve damadı tanıklar 20.3.2012 tarihli celsede verdikleri ifadelerinde davacının oğlu .. .. annelerini dükkanı sana devrediyorum diyerek kandırıp borç altına imza attırdığını eve gelen tebligatı görünce telaşlanan kardeşlerinin davranışlarından şüphelenerek araştırdıklarını, … davalılarca kaçırıldığını borcu karşılığında parası olmadığı için annesinin evini istemeleri üzerine bu yolu uyguladıklarını itiraf ettiğini beyan ederek davacı iddiasını doğrulamışlardır. Gerçekten de takip dosyası incelendiğinde, 5.3.2007 de başlatılan takipte aynı gün borçlu olarak yer olan davacının borcun tümünü kabul ettiğine, tüm sürelerin kaldırılarak takibin kesinleşmesi ve borca karşılık evinin haczedilmesine dair beyan verip okuma yazması olmadığından oğlu …’in şahitliğinde ifadesi altına parmak bastığı zabıt altına alınmış, aynı gün takip kesinleştirilerek evin haciz işlemleri başlatılmış, aşamalardaki tüm tebligatlar oğul … .. tarafından alınmıştır. Davalının savunması takibe konu paranın satışı gerçekleşmeyen ev için davacıya verdikleri kapora olduğu yönünde ise de, işleme katılan icra müdürünün tanık sıfatı ile verdiği ifadenin hükme esas alınmayacağının da aşikar olması karşısında, bu konudaki tek dayanağı hile ile alındığı yukarıda açıklanan şekilde ispatlanmış belgenin İİK nın 8/son maddesi çerçevesinde kaldığıdır. Bu halde mahkemece ispat yükünün yer değiştirdiği, davalının 150.000,00 TL yi davacıya verdiğini ispat etmesi gerektiği, savunmasını kesin delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde salt davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını geretirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 26/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.