YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21087
KARAR NO : 2015/9882
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı … ile 03.07.2007 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalı …’ün bu sözleşmede kefil sıfatıyla yer aldığını, kredi sözleşmesine konu borcun süresinde ödenmemesi nedeniyle davalılar hakkında icra takibi başlattıklarını, davalıların icra takibine yaptıkları itiraz üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek,icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı … hakkındaki davanın reddine,diğer davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile,İcra takibinin 15.741,82 TL asıl alacak, 1.003,50 TL BSMV – KKDF borcu, 20,09 TL sözleşme faizi, 607,24 TL temerrüd- gecikme faizi, 29,55 TL faizin %5 BSMV’si, 136,75 TL masraf olmak üzere toplam 17.538,94 TL üzerinden takibin devamına,icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında yapılan tüketici kredisi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra- inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerla mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 nolu bendinde yer alan “Alacak likit olmayıp hesaplamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine.” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine aynen “Davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 30/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.