YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1483
KARAR NO : 2015/2339
KARAR TARİHİ : 04.05.2015
Davacı … ile davalı…. arasındaki davadan dolayı …. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.12.2013 gün ve 2011/7-2013/694 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca açılmış itirazın iptâline ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı vekili Av. …’a mahkeme kararı 31.12.2013 tarihinde Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmiştir. Ancak adı geçen Avukat tarafından 01.06.2014 tarihinde mahkemeye verilen dilekçede, Avukatlık Sözleşmesinin karşılıklı feshedildiği belirtilerek “karşılıklı fesih ve ibraname” başlıklı 20.12.2013 tarihli belge örneği mahkemeye sunulmuştur. Bunun üzerine mahkemece asıla yeniden mahkeme kararı tebliğe çıkarılmış, 10.01.2014 tarihinde karar, asıla tebliğ edilmiş, 23.01.2014 tarihinde Av…. imzalı dilekçe ile mahkeme kararı temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinin ekinde Av. … tarafından 13.12.2013 tarihinde düzenlenen Av. …’ın yetki belgesi, Av. …’ın da 20.03.2013 tarihli Av….’e verilen yetki belgesi sunulmuştur.
6100 sayılı HMK’nın 81. maddesi uyarınca vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için bu konudaki beyanın dilekçe ile bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak yapılması zorunludur. Buna göre davalı vekili 20.12.2013 tarihinde Avukatlık Sözleşmesini feshetmesine karşın mahkemeye bildirimde bulunmadan kararı tebellüğ etmiştir. Bu durumda, temyiz süresi 31.12.2013 tebliğ tarihinden başlatılmalıdır. O halde, 15 günlük temyiz süresi tebliğ tarihine eklendiğinde sürenin 15.01.2014 tarihinde sona erdiği anlaşılmakla davalının temyiz isteminin sürede yapılmadığından reddi gerekir.
Davacının temyizine gelince;
Davacı az yukarıda değinildiğinden davalının temyizine cevaben HUMK’nın 433/II. maddesi uyarınca katılma yoluyla mahkeme kararını temyiz etmiş ise de, davalının usulüne uygun temyizi bulunmadığı, davacının da katılma yoluyla temyiz hakkı bulunamayacağından temyiz istemi reddedilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE, ödedikleri temyiz peşin ve Yargıtay başvurma harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 04.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.