YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27944
KARAR NO : 2015/27760
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 27.05.2008 tarihli sözleşme ile davalı bankadan 287.160,00 TL karşılığı 24.000.000,00 JPY dövize endeksli konut kredisi kullandığını, Türk Lirası olarak kullandığı bu krediyi aylık 250.819,87 JPY üzerinden 120 ay vadede geri ödeyeceğini, sözleşme tarihinde 100JPY 1.2064 TL olduğunu, buna göre kredi alırken ödemeyi düşündüğü aylık taksit miktarının 3.025,89 TL olduğunu, ancak Japon Yeninin kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra öngörülemeyen biçimde arttığını ve 10.01.2012 tarihli kur dikkate alındığında aylık taksitinin 6.130,28 TL ye ulaştığını, davalı bankanın yönlendirmesi üzerine Japon Yenine endeksli kredi kullandığını, sözleşme imzalanırken yetirince bilgilendirilmediğini, aşırı ifa imkansızlığı nedeniyle sözleşmeye müdahalenin şart olduğunu, sözleşmenin kurulmasından sonra öngörülemeyen değişiklikler meydana geldiğini, Japon Yeni kurunun iki katından fazla arttığını, konut kredisinin imzalandığı tarihten geriye doğru 30 yıl süreyle çok düşük seyreden kurun 3 yıl içerisinde 2 katından fazla artmış olmasının tüketici açısından öngörülebilecek bir durum olmadığını ileri sürerek kullanmış olduğu kredi taksit miktarının 3.025,89 TL olarak sabitlenmesine, fazla ödemiş olduğu bedellerin tespiti ile iadesine, ayrıca kredinin kullanımı sırasında kendisinden tahsil edilen 500 TL ekspertiz ücreti, 6.030 TL bireysel tahsis dosya ücreti olmak üzere 6.530 TL konut kredisi kullandırım masrafının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendi iradesi ile döviz cinsinden kredi kullandığını, uyarlama koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının dava tarihinden itibaren davalı bankaya 386.556,31 TL borçlu olduğunun tespiti ile ödemelerin sabit taksitli kredi şeklinde aylık 5.086,27 TL (76 ay) olarak davalı bankaya ödenmesine, belirlenen taksit miktarından fazla meblağ alınmış olması durumunda alınan, meblağın toplam borç ve taksitlerden mahsubuna,6.530,00 TL nin (500,00 TL ekspertiz ücreti, 6.000,30 TL bireysel tahsis dosya ücreti) dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, sigorta bedellerinin iadesine ilişkin talebinin reddine, hesap işletim ücretinin iadesine yönelik talebin mahkemenin görevsiz olması nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, davalı bankadan 27.05.2008 tarihinde 24.000.000 Japon Yeni tutarında konut kredisi kullandığı ve ilk taksitin 26.06.2008 tarihinde başladığı hususları tartışmasız olup, davacı Japon Yeni’nin TL karşısında aşırı değer kazandığını ve bu suretle işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek uyarlama talebinde bulunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmeye bağlılık esas olup, sözleşmenin uyarlanması ise uyarlama koşullarının varlığı halinde başvurulması gereken istisnai bir durumdur. Her şeyden önce sözleşmenin imzalanmasından sonra beklenmeyen olağanüstü durumların gerçekleşmesi, sözleşmenin uzun süreli olması, beklenmeyen olağanüstü durumların herkes için geçerli, objektif ve önceden belirlenemeyecek nitelikte bulunması, değişen koşulların sözleşmeyi çekilemeyecek hale getirmesi bu suretle işlem temelinin çökmesi zorunludur. Dava konusu olayda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı, bir başka deyişle serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği anlaşılmakta olup, davalı banka elemanlarının davacıyı yönlendirdiği iddiası ispatlanamamıştır. Öte yandan ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, eldeki dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten üç yıl sonra açılmış olup, bu durumda davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA,HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.