YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21668
KARAR NO : 2015/31551
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendisine ait banka hesabından vefat eden … tarafından 48.168 USD çekildiğini, ancak ödenmediğini, bu amaçla davalı mirasçılar hakkında icra takibi başlattığını, davalıların takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, murislerinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının, davalıların murisi …’e 07.02.2006 ve 22.12.2008 tarihli vekaletnameler ile … hesabından dilediği miktarda para çekme, bu hesabı kullanma ve banka şubesinde kendisini temsile yetki verdiği, çekilen meblağın 3.200 USD olduğu, davacı hesabının devamlı suretle işleyen bir hesap olduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalıların murisinin vekalet görevini kötüye kullanması, vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırılarak açılmıştır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1). Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. Her ne kadar mahkemece, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı yönünde somut bir delil ibraz etmediği, muris tarafından yapılan işlemlerin vekaletnameye dayalı olarak gerçekleştirildiği, davacı hesabının devamlı suretle işleyen bir hesap olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, vekilin hesap verme yükümlülüğü bulunduğundan, davada ispat yükü vekil olan murisin mirasçıları olan davalılardadır. Somut uyuşmazlıkta muris …’un 07.02.2006 ve 22.12.2008 tarihli vekaletnamelere istinaden davacının …. nezdindeki hesabından 10.07.2006, 14.11.2006 ve 05.01.2009 da toplam 3.200 USD çektiği anlaşıldığından bu hususta mirasçılarının hesap verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, ispat yükünün davalılarda olduğu dikkate alınıp, taraflar arasındaki akrabalık durumu göz önüne alınarak, tanık da dinlenmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.