Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/41024 E. 2015/31649 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/41024
KARAR NO : 2015/31649
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ve davalılar …, …, … tarafından ve davalı … avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile bir kısım davalılar vekili avukat …, diğer davalı … vekili avukat … geldi, diğer davalı … vekili avukat … ile davalı … için çıkarılan davetiyelerin bila tebliğ edildiği anlaşılmış olup, davacı vekili avukat … ve bir kısım davalılar vekili avukat …’in duruşma istemlerinden vazgeçtiklerini beyan ettiklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 01.07.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince, Kadastro Mahkemesinin 1995/140 esas sayılı dava dosyasının takibi karşılığında davalı tarafından 500.000 USD avukatlık ücreti ve KDV’sinin 10.12.2006 tarihinde nakden ve defaten olarak ödeneceğinin, gecikme halinde ise yıllık %15 faiz uygulanacağının taahhüt edildiğini, dava ile ilgili vekillik görevini özenle ve başarı ile tamamladığını, vekalet ücretinin ise ödenmediğini, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe itirazın iptaline, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının vekalet görevini özen ve sadakatle yerine getirmediğini, Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarında öngörülen yükümlülüklerini ihlal ettiğini, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/5 ve 2008/609 esas sayılı dosyalarında, aynı işte menfaati zıt tarafın da vekilliğini üstlendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “ Kadastro Mahkemesinin 2006/6 esas ve 2007/14 karar sayılı (bozmadan önceki 1995/140 esas sayılı) dosyası henüz kesinleşmemişken davacı avukatın, aynı taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil talebiyle açılan davalarda menfaati zıt karşı taraf … ile 24.04.2009 tarihi itibariyle vekalet ilişkisi kurduğu, aynı hukuki meselede bir tarafı temsil etmiş olan avukatın, karşı tarafı temsil etmesinin müvekkilin menfaatine aykırı olduğu, ne var ki davacının, Kadastro Mahkemesi’nin 1995/140 Esas sayılı dosyasında üstlendiği işi istifa tarihine kadar yerine getirdiği, davalının, davacı avukatın istifa tarihine kadarki emek ve mesleki bilgisinden yararlandığı, davalının herhangi bir zarara uğramadığı da gözetildiğinde, davacının sarfettiği emek ve mesai, üstlendiği işi getirdiği durum ve sözleşmede belirlenen bedel dikkate alınarak, vekalet ücreti alacağının takdiren 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle takdir ve tayin edilmesinin hakkaniyete uygun olacağı” belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, icra takibine vaki itirazın kısmen iptaline, takibin 250.000 USD+KDV üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak miktarına sözleşmede öngörülen %15 oranında sözleşme faizi yürütülmesine, alacak likit kabul edilemeyeceğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı 1.7.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince, … Kadastro Mahkemesinin 1995/140 esas (bozma sonrasında 2006/6 esas) sayılı dava dosyası nedeniyle sözleşmede öngörülen 500.000 Dolar vekalet ücretinin KDV’si ile birlikte tahsili için takip başlatmış olup, takibe vaki itiraz üzerine de “itirazın iptali” istemiyle eldeki davayı açmıştır. Dava konusu ücret alacağının dayanağı olan Kadastro Mahkemesine ait davanın davacı avukat tarafından takip edildiği, davada 14.9.2007 tarihinde verilen kararın, 15.5.2009 tarihinde onandığı, 29.12.2009 tarihinde de kesinleştiği, davacı avukatın ise bu arada 22.4.2009 tarihinde vekaletten istifa ettiği anlaşılmaktadır.
Avukatlık sözleşmesinin azil ve istifa ile sona ermesi durumunda, Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında öngörüldüğü üzere, azil ve istifa tarihleri itibariyle henüz kesinleşmemiş olan işler nedeniyle azil ya da istifanın haklı olup olmamasına göre avukat, ya tüm vekalet ücretine hak kazanacak, ya da hiçbir ücret talep edemeyecektir. Somut olayda ise, mahkemece bir yandan “davacı avukatın, davalı müvekkili ile menfaati zıt olan karşı tarafın da vekilliğini üstlenmesi nedeniyle sadakat borcuna aykırı davrandığı” belirtilirken, bir yandan da, “davacı avukatın, … Kadastro Mahkemesine ait davayı, istifa tarihine kadar takip ettiği, davalının da bu süre içinde davacının emek ve mesaisinden faydalandığı ve herhangi bir zarara uğramadığı” belirtilerek, davacının sözleşmede öngörülen ücret alacağının 1/2’si oranında ücrete hak kazandığı kabul edilerek, çelişki doğuracak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece, Avukatlık Kanunu hükümlerine göre, davacının vekaletten istifasının haklı olup olmadığı ve dolayısıyla ücrete hak kazanıp kazanamadığı konusundaki çelişki giderilecek şekilde yeniden karar verilmesi ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirir.
2-Davalılardan … temyiz dilekçesinde, “muris …’ın vefatından sonra süresi içinde mirasın gerçek reddi yoluyla mirası tamamen reddettiğini” ileri sürerek, mirası reddettiğine ilişkin belge sunmak suretiyle kendisi hakkındaki davanın bu nedenle bozulmasını talep etmiştir. Her ne kadar yargılamada ibraz edilmeyen deliller temyiz aşamasında dikkate alınamaz ise de, borcu kesin olarak ortadan kaldıracak delillerin davanın her aşamasında değerlendirilmesi gerektiğinden, mahkeme kararının bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 9.197,65 TL. temyiz harcının istek halinde davalı …’e, peşin alınan 9.197,65 TL temyiz harcının davalı …’a, peşin alınan 50,40 TL temyiz harcının davacıya iadesine, 02/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.