YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/40701
KARAR NO : 2016/5027
KARAR TARİHİ : 15.03.2016
##########
MAHKEMESİ :##########Asliye Ceza Mahkemesi
##########
##########
##########
SUÇ : Tehdit
##########
HÜKÜM : Mahkumiyet
##########
##########
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildiVicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak
1-Oluşa uygun kabule, sanık savunması, müşteki ve tanık beyanları ile dosya kapsamına göre, müştekiler ve yanındakilerin haksız tahrikinden kaynaklanan sebeple yükletilen suçu işlediği anlaşılan sanık hakkında, TCK’nın 29. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/03/2016 tarihinde üye …’un, eylemin meşru savunma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde farklı gerekçeyle ve oyçokluğuyla karar verildi.
##########
##########
##########
##########
##########
(K)
KARŞI OY:
Müşteki ve tanıkların kolluk beyanlarını son soruşturma aşamasında sanık lehine değiştirmiş olmaları hususuna dikkat çekilerek bu suretle sanığın cezadan kurtarılmasına yönelik girişimde bulunulduğu düşüncesiyle sanığın silahla tehdit suçunu işlediği kabul edilmiş ise de;
Mahkemenin mahkumiyet yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. Sanık baştan beri silah kullanmadığını savunmuş, diğer tüm tanıklar ise silah görmediklerini bildirmişler, şikayetçi ve ailesi olan diğer tanıklar da soruşturma aşamasındaki beyanlarını değiştirerek kovuşturma aşamasında silah görmediklerini bildirmişlerdir. Bu durumda artık iftira suçuna muhatap olabilecekleri halde beyanlarını sanık lehine değiştiren müştekilere itibar etmek gerektiğini düşünmekteyiz.
Şöyle ki;
Olayda bir silah kullanılmış olabilir, meşru savunma müessesini bilmeyen sanık, tanık ve müştekilerin silah hususunu gizlemeleri ise normal bir durumdur. Uygulamada çoğu kez hak etmediği halde ağır bir suçlama ile karşılaşan sanıkların meşru savunma durumunda olduklarını bildiremedikleri ve külliyen suçlamaları reddettikleri ve tarafsız tanıkların bir kısım olayları sırf bu nedenle gizlemeleri mümkündür.
Burada esas olan gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu gibi durumlarda oluşun kurgulanarak gerçeğin ortaya çıkarılması da hukuk uygulayıcısının işidir. Somut olayda sanığın üzerine kalabalık bir biçimde saldırı amaçlı olarak gelinmesi karşısında, yanında ruhsatlı silahının bulunduğu da bilinmekle sanığın silahına davranması hali kuvvetle muhtemel olup, “üzerime gelmeyin, yeter artık” diyerek geri geri uzaklaşan sanığın eyleminde TCK’nın 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma halinin mevcudiyetinin kabulüyle ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, silahla tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerinde olmadığından suçun sübutu yönünde görüş bildiren Sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
Muhalif Üye
##########