YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/40008
KARAR NO : 2015/31819
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … vekili avukat … ile davacı asil …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1998 yılında davalı ….’den …, …. Etap, … ada, …. Parsel, …..no’lu daireyi satın aldığını, dairenin satış bedeli 22.999.000.000.(eski)TL olup, satış bedelinin %25’ine tekabül eden 5.750.000.000.TL’nin peşin ödendiğini, kalan 17.249.000.000.TL’lik miktarın ise kredilendirildiğini, sözleşmede taksit oranlarının memur maaş artış oranına endekslenerek hesaplanacağının kararlaştırılmasına rağmen, davalı tarafından buna uyulmadığını, taksit miktarlarının, memur maaş artış oranları aşılarak fahiş oranda artırıldığını, Ekim 2002 tarihi itibariyle toplam olarak 8.552.698.722.TL’lik bir meblağın ödenmesi gerekirken, taksitlere uygulanan fahiş artış oranı nedeniyle 21.016.213.752. TL’nin tahsil edildiğini, dönem sonu kalıntılarında da bu farkın mevcut olduğunu, ekim 2002 dönem sonundaki kalıntı, 12.922.555.542.TL olması gerekirken, davalı tarafından 53.000.000.000.TL talep edildiğini, bu şekilde 40.077.444.458.TL fazla borç bakiyesi belirlenerek, bundan sonraki dönemsel artışlarda da giderek büyüyen haksız kazançlar elde edileceğini, bu durumun telafisi mümkün olmayan zararlara yol açtığından, ödemelerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini, fahiş artışlar nedeniyle taksitleri ödeyemez duruma gelen alıcıların, çok düşük fiyatlarla konutlarını satmak zorunda kaldıklarını, işlem temelinin çöktüğünü, aynı proje kapsamında … tarafından emsal nitelikteki konutların, 30-40.000.000.000.TL arasında değişen fiyatlarla satıldığını, yararlanmak istediği yeniden yapılandırma uygulaması kapsamında, kalan borcunun 12.922.555.542.TL olması itibariyle, bu miktarın %48’ine tekabül eden 6.202.826.660. TL’nin indirilmesinden sonra kalan 6.719.728.881.TL’nin ödenmesi halinde borcun kapatılması gerektiğini, oysa bankanın, kalıntı miktarını 53.000.000.000.TL olarak belirlemesi nedeniyle bu talebinin de kabul edilmediğini, dava tarihinden sonra yapılacak ödemelerin 6.719.728.881.TL bakiye üzerinden mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere;
a)20.10.2002 tarihi itibariyle aylık taksit tutarının, 179.479.938.TL olduğunun tespiti ile, aylık ödemelerin bu miktara göre belirlenmesine,
b)Ekim 2002 dönem sonu itibariyle bakiye borç miktarının, bankanın belirlediği 53.000.000.000.TL değil, 12.922.555.542.TL olduğunun tespitine ve artışların bu miktar dikkate alınarak yapılmasına, yeniden yapılandırma nedeniyle de 6.719.728.881.TL olarak tespit edilecek borcun, defaten ödenerek borcun kapatılmasına,
c)Haksız olarak tahsil edilen toplam 12.463.515.030. TL’nin, ödeme tarihlerinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline, bu mümkün olmazsa,
d)Kredi sözleşmesindeki faiz oranının günün koşullarına uyarlanarak yıllık %36 olarak tespiti ile 120 ay boyunca 548.776.626.TL aylık sabit takside dönüştürülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taksit tutarlarının fahiş oranda artırıldığı iddiasının doğru olmadığını, artış oranlarında, ….nca belirlenen memur maaş artış oranlarının dikkate alındığını, Kaldı ki, sözleşmenin 3. maddesi gereğince, Bankanın daha yüksek miktarlarda artış oranı uygulama hak ve yetkisine de sahip olduğunu, davacı tarafından artış oranlarının hatalı sunulduğunu, tahsilat tutarlarının da iddia edildiği gibi olmadığını, uyarlama talebinin kabul edilemeyeceğini, davacının, yapılan teklifi kabul etmemesi nedeniyle yeniden yapılandırma hakkından da yararlanamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin, 2.7.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine dair 25.11.2008 tarih ve 2005/749 Esas 2008/736 Karar sayılı kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.02.2010 tarih ve 1009/8061 Esas 2010/1724 Karar sayılı ilamı ile araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile davacının Ekim 2002 tarihi itibariyle taleple bağlı kalınarak davalı bankaya 19.922.55.TL borçlu olduğunun ve bu tarih itibariyle aylık taksit miktarının 456.74.TL olarak tespitine, uyarlama talebinden vazgeçilmiş olması nedeniyle bu konudaki davanın konusuz kalmasından dolayı karar verilmesine yer olmadığına, sair istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm, bu sefer taraflarca temyiz edilmiştir.
1-01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek davacının “borcun yeniden yapılandırılması ve yapılandırma nedeniyle borcun 6.719.728.881.(eski)TL (6.719.73.TL) olarak tespiti ile defaten ödenerek borcun kapatılmasına” karar verilmesi talebi yönünden gerekçede olumlu yada olumsuz bir açıklama yapılmadan ve hüküm kurulmadan mahkemece az yukarıda yazılı olduğu gibi karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 3.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.