Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/17467 E. 2016/2603 K. 24.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17467
KARAR NO : 2016/2603
KARAR TARİHİ : 24.02.2016

MAHKEMESİ : … AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2013
NUMARASI : 2013/383-2013/200
DAVACI : S.. E.. VEK.AV.B… M…
DAVALI : E.. K..
Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; boşanma davasında velayeti müvekkiline verilmiş olan müşterek çocukları … için hüküm altına alınmış olan iştirak nafakasının yetersiz kaldığını ileri sürerek; iştirak nafakasının aylık 15TL den 500TL ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı,davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; dava tarihi itibarı ile yargı çevresi içerisinde Aile Mahkemesi bulunmadığından yargılama Aile Mahkemesi sıfatıyla Fethiye 4.Asliye Hukuk Mahkemesince görülmüş ise de; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 04\06\2013 tarih 1074 sayılı kararı ile Fethiye’de Aile Mahkemesi’nin kurulmasına karar verilmiştir ve dava dosyası gönderme kararı ile Fethiye Aile Mahkemesi’ne gönderilmiştir.Gönderme kararından sonra aile mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş;hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği açıklanmıştır.
Açıklanan madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.
Bu bağlamda;taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Somut olayda, gönderme kararından sonra yeni mahkemede(aile mahkemesinde) duruşma yapılmadan, taraf teşkili sağlanmadan hüküm tesis edilmiştir.
Mahkemece; dava dilekçesinin, duruşma gün ve saatini bildirir davetiye ile birlikte usulünce davalıya tebliğ edilmesi ve bu suretle taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan ve duruşma açılıp yargılama yapılmadan, tensiple davanın kabulüne ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.