YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8198
KARAR NO : 2014/4544
KARAR TARİHİ : 20.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hırsızlık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından sanıklar … ve … hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2011 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davası sonucunda, sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine ilişkin Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2011 tarih 2011/730-1552 sayılı kararının, sanıklar tarafından temyizi üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 26.12.2013 gün, 2013/7370, 2013/ 31359 sayılı ilam ile,
I-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Olay tarihinde sanığın katılana ait işyerine katılanın diğer bir esnaf arkadaşı ile gelerek eşinin öldüğünü, mevlüt okutmak istediğini, katılanın lokanta işleten esnaf arkadaşına mevlüt için yemek yaptıracağını yine mevlütte kullanılmak üzere masa, sandalyeye ihtiyacı olduğunu söyleyerek ve katılanın mevlüt okunacağına inanarak yardım etmek amacı ile sanığa verdiği 350 adet sandalye ve 10 adet masayı geri getireceğini beyan edip alarak daha sonra diğer sanık Abdullah’a satması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın başlangıçtan beri niyetinin katılanı dolandırmak olduğu, hileli davranışlarla kendisine haksız yarar sağladığı dolandırıcılık suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilip,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2014 gün, 2-2012/86537 sayılı itirazı üzerine dosya dairemize gönderilmekle, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Yasanın 99.maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesine eklenen 2. ve 3.fıkralar uyarınca yapılan incelemede;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın,
1-Sanığın diğer sanık Tahir’ ile fikir, fikir ve eylem birliği içerisinde müşteki …’nın suç adresindeki işyerine giderek mevlüt okutmak istediklerini söyleyerek 350 adet plastik sandalye ve 10 adet masayı kullanıp geri getirmek üzere müştekiden teslim aldıktan sonra, söz konusu sandalye ve masaları sanık …’ın işyerine götürerek satarak parasını aralarında paylaştıkları, ve eylemin başlangıçtan beri niyetlerinin katılanı dolandırmak olduğu, hileli davranışlarla kendilerine haksız yarar sağladıkları dolandırıcılık suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu dosya kapsamı ile sabit olup bu konuda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
2-Ancak özel daire ile ihtilafa konu olay, sübutu kabul edilerek bozulan hükümde, görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkindir.
3-Öncelikle, sanık Aydın’ın diğer sanık ile birlikte eşinin öldüğünü, mevlüt okutmak istediğini,mevlüt için yemek yaptıracağını yine mevlütte kullanılmak üzere masa, sandalyeye ihtiyacı olduğunu söyleyerek ve katılanın mevlüt okunacağına inanarak yardım etmek amacı ile dolandırması eylemi TCK’nun 158/1-a maddesi kapsamında değerlendirilecek bir dolandırıcılık türüdür.
4-Diğer yandan 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 12.
maddesi uyarınca TCK’ nun 158. maddesi kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık eylemlerinde suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemelerinin görevli olduğu ve CMK 4/1. maddesi uyarınca da davaya bakan mahkemenin, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebileceği anlaşılmaktadır.
5-Tüm bu hususlar gözetildiğinde sanığın sübutu kabul edilen dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık eylemini değerlendirerek delilleri takdir yetkisinin ağır ceza mahkemelerinin görevinde bulunduğu belirlendiğinden hükmün görev yönünden bozulması gerektiği yönündeki itirazının KABULÜNE,
Dairemizin 26.12.2013 gün ve 2013/7370 Esas, 2013/31359 sayılı sanık … hakkındaki bozma kararının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
Olay tarihinde sanığın katılana ait işyerine katılanın diğer bir esnaf arkadaşı ile gelerek eşinin öldüğünü, mevlüt okutmak istediğini, katılanın lokanta işleten esnaf arkadaşına mevlüt için yemek yaptıracağını yine mevlütte kullanılmak üzere masa, sandalyeye ihtiyacı olduğunu söyleyerek ve katılanın mevlüt okunacağına inanarak yardım etmek amacı ile sanığa verdiği 350 adet sandalye ve 10 adet masayı geri getireceğini beyan edip alarak daha sonra diğer sanık Abdullah’a satması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin bu niteliği itibariyle TCK’nun 158/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekebileceği ve bu suçla ilgili davaya bakma ve delilleri değerlendirme görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esasa ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 1412 sayılı CMUK.nun 326. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 20/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.