YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5980
KARAR NO : 2014/6319
KARAR TARİHİ : 17.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Kasten öldürme suçu sabit görülmediğinden CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık … hakkında maktul … yönelik kasten öldürme suçundan elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, Cumhuriyet Savcısı’nın sanığın tahrik altında öldürme suçunun sübut bulduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, Üye … ve Üye … karşı oyları ve oy çokluğu ile hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 17/12/2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’un üvey oğlu maktul … kasten öldürdüğü iddiasıyla ilgili olarak açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonunda işlediği suçun sabit olmaması gerekçe gösterilerek CMK.nun 223/2-e maddesi uyarınca oy çokluğu ile beraatine ilişkin olarak … Ağır Ceza Mahkemesi kararının, yerel Cumhuriyet Savcılığınca temyizi üzerine heyetimizce yapılan inceleme sonrasında çoğunluk görüşü neticesi olarak onanmasına dair kararına sanığın işlediği
iddia olunan suçun sabit olduğu düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
Şöyleki;
Maktulün ölümü ile sonuçlanan olayda, soruşturma aşamasında aynı yerde bulunmalarına rağmen beyanlarına başvurulan tanıklar … ve … beyanları birbiri ile örtüşmemektedir. Zira, aynı yer ve konumda olmalarına karşın tanık …, maktulün nasıl bıçaklandığını görmediğini beyan etmiş, tanık … ise, otopsi raporu ile bağdaşmayacak biçimde maktulün bıçağı iki kez karnına sapladığını belirtmiş, karnındaki yara adedi nedeniyle çelişki sorulduğunda ise bu kez Cumhuriyet Başsavcılığındaki beyanında, bıçağı bir kez karnına bir kez de koluna salladı demiştir. Oysa ki, maktulün kolunda Jilet yaraları dışında bir bıçak yarası tesbit edilmiş değildir.
Tanık beyanları birbiriyle ve kendi arasında dahi çelişmekte, ayrıca dosyadaki maddi deliller ile de örtüşmemektedir. Zira, tüm tanıklar maktulün birlikte yaşadığı evin içinde iken, maktül dışarıdadır. Elinde jilet olduğu da sabittir. İkinci bir kesici aleti yani, olayda kullanılan ekmek bıçağı tanık beyanlarına göre ne aşamada ve nereden birden bire maktulün eline geçtiği bir muammadır. Oysaki sanık, evden çıkarak dışarıdaki maktulün yanına konuşmak için gittiğini belirtmektedir. Bu husus, düşündürücüdür.
Yine, olayda kullanılan ekmek bıçağı, mahallinde yapılan keşif sonrasında bilirkişi raporunda da tesbit edildiği gibi. Olayın meydana geldiği yerin 155 m. Uzağında bir yerde bulunmuştur. Bu istikamette bir kan izine de rastlanmamıştır. Maktül farklı yerde iken, bıçağın burada bulunması da izah edilememektedir.
Ayrıca maktul, yaralı vaziyette olay yerine gelen polis ekibine gitmek suretiyle “beni üvey babam bıçakladı, yaralıyım, hastahaneye götürün” demek suretiyle ölmeden önce olayın meydana geliş hali ile ilgili beyanda da bulunmuştur. Mahkemenin, maktulün kişiliğinden hareket ile beyanına itibar edilemeyeceğine ilişkin tesbitini kabul etmek de mümkün değildir.
Bu durumda, yerel mahkemenin ve çoğunluk görüşünün kabulünün aksine, dosyadaki birbiri ile örtüşmeyen tanıklar beyanları ile maddi delillerin ışığında sanığın suçunun sübut bulduğu görüşü ile sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyoruz.