Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/35741 E. 2014/5183 K. 26.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/35741
KARAR NO : 2014/5183
KARAR TARİHİ : 26.02.2014

Hırsızlık suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1 ve 59. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair (DENİZLİ) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2002 tarihli ve 2002/97 esas, 2002/470 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın anılan Kanun’un 142/1 -b, 143, ve 62. maddeleri gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına aynı Mahkemenin 01/06/2005 tarihli ve 2002/97 esas, 2002/470 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11.10.2013 gün ve 2010/15599/63279 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2013 gün ve 2013/343463 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinden karar verilmesinde,
2- Sanık ……’nin, olay tarihinde gece vakti diğer sanıklar …, …ve … ile birlikte müştekiye ait işyerinin önüne geldiği, sanıkların hep birlikte binanın zemin katında bulunan işyerinin demir kepenginin kilidini, asma kilidini ve alüminyum doğrama kapı ve gömme kilidini levye ile kırdıkları, ardından hep birlikte müştekinin iş yerine girerek gerçekleştirdikleri hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında, iş yerindeki kilitlere ve doğrama kapıya zarar verildiği ve gece vakti işyeri dokunulmazlığının ihlâl edildiğinin anlaşılması karşısında, sanık … hakkında ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 151/1 ve 116/2-4 maddeleri uyarınca hüküm kurulmamasında,
3- Sanık ……’nin, uyarlama yargılaması sırasında, diğer sanıklarla birlikte müştekinin zararını giderdiklerinin anlaşılması karşısında, müştekinin kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorularak sonucuna göre, 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinin uygulama koşullarının takdiri gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- (3) no’lu yasa yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
Etkin pişmanlığı düzenleyen 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesinin 1.ve 2.fıkralarında, kovuşturma başlamadan ve kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce mağdurun uğradığı zararın tamamen giderilmesi halinde cezada indirim öngörülmüş olup, 01.06.2005 tarihli uyarlama kararının hükümlü …. yönünden kesinleşmesinden sonra, aynı davada mahkumiyetlerine karar verilen hükümlüler … ve … yönünden, Yargıtay 6.Ceza Dairesinin bozma kararı doğrultusunda devam edilen yargılama sırasında yakınanın zararının giderildiği belirlenmekle, hükümlü … yönünden kovuşturmanın sona ermesinden sonra mağdurun zararının giderilmiş olması nedeniyle hüküm tarihi itibariyle etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşulu oluşmadığından tebliğnamenin (3) no’lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2- 1 ve 2 no’lu kanun yararına bozma istemlerine gelince;
5252 Sayılı Kanunun 9/1. maddesi, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması ve 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/2. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle, yakınana ait iş yerine kilit kırmak suretiyle girilerek gerçekleştirilen eylemin, hırsızlık suçunun yanı sıra iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden, suç tarihi itibariyla uzlaşma kapsamında bulunan bu suçlarla ilgili değerlendirme yapılmayıp, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, 765 sayılı ve 5237 sayılı Yasaların ilgili tüm hükümlerinin olaya uygulanması ve her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması nedenleriyle 1 ve 2 no’lu kanun yararına bozma istemleri yerinde görüldüğünden, (DENİZLİ) 2.Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 01.06.2005 gün ve 2002/97-470 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.