Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/1434 E. 2016/5751 K. 30.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1434
KARAR NO : 2016/5751
KARAR TARİHİ : 30.03.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Alacaklı vekili, borçlunun …’ndaki alacakları üzerine haciz konulması için haciz ihbarnameleri tebliğ edildiğini, hacze rağmen üçüncü kişi … tarafından hacizli paranın dosyaya gönderilmediğini, üçüncü kişinin dosya borcunu ödemesi için İcra Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru üzerine verilen kabul kararının Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediğinden paranın tahsilinin icra dairesi aracılığıyla ve haciz yoluyla mümkünken İcra Mahkemesi’ne başvurulmasında hukuki yarar bulunmadığından bahisle bozulduğunu, İcra Müdürlüğü’nden üçüncü kişinin İİK’nun 89. maddesinden doğan sorumluluğuna dayalı olarak talepte bulunduklarını, ancak İcra Müdürlüğü’nce 6552 sayılı Yasa uyarınca borçlu vekilinin talebi üzerine verilen karara göre … hesaplarına konulan hacizlerin kaldırıldığı gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, taleplerinin borçlu değil üçüncü kişi … hakkında olduğunu, ayrıca İcra Müdürlüğü’nün ret kararındaki ilgili Yasa maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiğini ileri sürerek, 20.05.2015 tarihli Müdürlük işlemin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasa’nın 121. maddesi ile 5393 sayılı Yasa’nın 15. maddesine eklenen fıkranın takip sırasında yürürlüğe girdiği, belediyenin haczedilebilecek malları bildirmesi üzerine 23.10.2014 tarihinde bildirilen mallar dışındaki hacizlerin kaldırıldığı, haciz kaldırıldığından ve yasal düzenlemeler dikkate alınarak alacaklı vekilinin paranın istenmesi yönündeki talebinin reddinin doğru görüldüğü gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm, alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
11.09.2014 tarihli 29116 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu 15. maddenin son fıkrasına “İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine
.//..

uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamaz” hükmü eklenmiş ise de Anayasa Mahkemesi’nin 17/06/2015 tarihli ve 2014/194 Esas, 2015/55 sayılı Karar ile birinci cümledeki “ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır.” ve son cümlesindeki “veya kamu hizmetini aksatacak” ifadeleri iptal edilmiştir.
Yine aynı Yasa’nın 123. maddesi ile 5393 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 8. maddede “15’inci maddenin son fıkrası hükümleri, devam eden her türlü icra takipleri hakkında da uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış icra takipleri gereğince konulan tüm hacizler, söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” hükmü ise Anayasa Mahkemesi’nin 17.06.2015 tarihli ve 2014/194 Esas, 2015/55 sayılı Kararı ile iptal edilerek yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda Geçici 8. maddenin iptal edilmesi ile 6552 sayılı Yasa hükümlerinin sadece Yasa’nın yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılan icra takiplerinde uygulanabileceğinin kabulü gerekir.
O halde icra takibinin 6552 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılmış olması halinde; 5393 sayılı Kanun’un 15/son fıkrasına eklenen ve iptal edilmeyen “İcra dairesi’nce haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir” hükmü gereğince, öncelikle icra dairesince bu işlemin yerine getirilmesi, 10 gün içinde mal beyanında bulunulmaması veya gösterilen malların alacağı karşılamaması halinde ise diğer mallar üzerinde haciz uygulanması talebinin yerine getirileceğinin, icra takibinin 6552 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden önce olması halinde ise 6552 sayılı Yasa ile 15/son maddesine eklenen yukarıdaki fıkra hükmünün uygulanamayacağının kabulü gerekir.
Somut olayda takip 14.02.2013 tarihinde başlatılmış olup 6552 sayılı Yasa ile 5393 sayılı Yasa’nın 15/son maddesine eklenen ek fıkra hükümleri uygulanamayacaktır.
O halde, alacaklı vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvurusu ile inceleme yapıldığı ve yukarıda açıklandığı üzere takip tarihi itibariyle 6552 sayılı Yasa’nın uygulama yeri bulunmadığından hacizlerin kaldırılması koşulları oluşmadığı düşünülmeksizin hacizlerin kalktığından bahisle alacaklının şikayetinin esası incelenmeden şikayetin reddine dair hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 30.03.2016 tarihinde oybiriğiyle karar verildi.