YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20859
KARAR NO : 2014/14825
KARAR TARİHİ : 28.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığının ihlali, Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-5271 sayılı CMK.nun 232/6.maddesi uyarınca, yasa yolu başvuru süresi ve mercii gösterilmemiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.2009 gün ve 2008/269-65 sayılı ve 05.10.2010 gün, 2010/169-188 sayılı kararlarında belirtildiği üzere bu husus, “yasa yolu süresinin” işlemeye başlamasını engellemeyeceği, temyiz isteminin süresinde olması koşuluyla yanlış mercie, yanlış şekilde bir başvuruda bulunulması halinde bu yanılmanın, 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi kapsamında değerlendirileceği dikkate alınarak sanığın, yasa yolu başvuru süresi de en lehe yorumla kararın tebliğinden itibaren başlayacağından, usulüne uygun tebliğ edilen kararının süresi içerisinde temyiz edilmemesi karşısında, tebliğnamedeki sanığın yanıltıldığı yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
16.09.2008 günü tebliğ edilen hükmü 31.10.2011 günü temyiz eden sanık …’in yasal süresinde olmayan temyiz isteminin, 1412 sayılı CMUK’nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
B-Sanık … hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçları ile sanık … hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz itirazları üzerine yapılan incelemede;
Sanıkların suça konu eşyaları sattıkları yeri söyleyerek tanık…’dan malzemelerin büyük kısmı alınarak şikayetçiye iade edilmiş ise de,…’in ifadesinde suça konu malzemeleri piyasa fiyatından sanıklardan satın aldığını ve bu malzemeleri daha sonra polislere verdiğini ancak verdiği parayı geri alamadığını beyan etmesi karşısında 5237 sayılı TCK.nun 168/4.maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş, sanık …’ın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti olduğunun gözetilmemesi, ve sanık Yalçın hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK.nun 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması
gerektiğinin nazara alınmaması, sanık …’in doğrudan suça iştirak etmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 37.maddesi yerine aynı Kanunun 39.maddesi ile uygulama yapılması, hususları aleyhe temyiz olmadığından bozma nedenleri yapılmamış, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin 1.fıkrasının ‘a,b,c,d,e’ bentlerindeki haklardan yoksun bırakılmanın hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen, velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin ise aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
2-5271 sayılı CMK.nun 326/2 maddesi gereğince sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulması gerekirken sanıklardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan;
1-5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin 1.fıkrasının ‘a,b,c,d,e’ bentlerindeki haklardan yoksun bırakılmanın hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53/1-c maddesinde öngörülen velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin ise aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıvermeye kadar uygulanmasına,
2-Yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK.nun 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin nazara alınmaması,
2-Sanık …’in doğrudan suça iştirak etmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 37.maddesi yerine aynı Kanunun 39.maddesi ile uygulama yapılması,3-5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin 1.fıkrasının ‘a,b,c,d,e’ bentlerindeki haklardan yoksun bırakılmanın hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen, velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin ise aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
4-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunda da maddi zararın söz konusu olmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde sanığın şikayetçinin zararını karşılamadığı biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile 5271 sayılı CMK.nun 231/5.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5-5271 sayılı CMK.nun 326/2 maddesi gereğince sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulması gerekirken sanıklardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 1412 sayılı CMUK.nun326/son maddesi gözetilerek hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.