Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/20721 E. 2014/10721 K. 17.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20721
KARAR NO : 2014/10721
KARAR TARİHİ : 17.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma,
Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümleri, sanık …’ın temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
1- Sanık hakkında geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Hırsızlığın yapıldığı işyerinin karşısında bulunan başka bir işyerine ait kamera kaydı görüntüleri, otoban gişe kamera kayıtları ve … Dağı Tüneli çıkışı kamera kaydı görüntülerine göre, sanığın 2-3 kişi ile birlikte … plakalı araçla işyerinin önüne gelip, şahısların işyerine girerek ellerinde malzeme ile birlikte dışarı çıktıkları ve işyerinin önünde bulunan katılana ait… plakalı aracı da alarak, iki aracın peş peşe şekilde İstanbul istikametine doğru gittikleri ve geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle sanık hakkında belirlenen cezadan 5237 sayılı TCK.nun 119/1-c. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
1- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Dosya içeriği ve mahkemenin de kabulüne göre, sanığın katılanın işyerine girerek, içeriden sigaralar ile birlikte aldığı aracın anahtarıyla işyerinden çıkıp hemen işyerinin önünde bulunan aracı çalması şeklinde gelişen olayda, araya zaman aralığı girmediği ve eylemin kesintiye uğramadan devam ettiği, eylemin bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında uygulama olanağı bulunmayan 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında “5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün” hükümden çıkartılmasına ve sonuç cezanın 3 yıl 6 ay hapis olarak belirlenmesine karar verilmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.01.2014 tarihli ve 2013/2-686 Esas, 2014/19 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi hırsızlık ve mala zarar verme suçları 5237 sayılı TCK.nun onuncu bölümünde “mal varlığına karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup her iki suçun koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Hırsızlık eyleminde fail zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, mağdurun mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip etmek ya da yok edip bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda suça konu mal, alıp götürülmek suretiyle mağdurun zilyetliği tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise malın mutlaka alınması gerekli olmayıp, çoğunlukla malın tamamı ortadan kaldırılmamakta, zarar verilerek kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirilmektedir. İki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta fail faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda mağdura zarar verme düşüncesiyle hareket etmektedir. Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı tanışır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilmemesi gerekmektedir. Ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçu ayrıca gerçekleşecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Olay yeri tespit tutanağı içeriğinde ve katılanın anlatımında, suça konu işyerine girilirken zarar verildiğine ilişkin bir tespitin bulunmadığı ve sanığın işyerinden aldığı kontak anahtarı ile aracı çalıştırarak olay yerinden ayrıldığı, üç gün sonra araç bulunduğunda olay tutanağına göre aracın sağ ön lastiğinin patlak olduğu, katılanın ayrıca aracın tamponu ile jant kısmında da hasar olduğunu belirttiği olayda, suç konusu araçla ilgili olarak hırsızlık eylemini gerçekleştirebilmek için araçtan bağımsız olan başkaca bir mala zarar verilmesi sözkonusu olmayıp, bizzat suç konusu olan araç üzerinde meydana gelen bir zarar bulunmakta, bu zararın da hırsızlık eylemini gerçekleştirdikten sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Burada suçun konusunu oluşturan mal, aracın tamamı olup, zarar da aracın çalınmasıdır. Bu nedenle sanığın eyleminin sadece hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek ayrıca mala zarar suçundan da hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 17.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.