YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12909
KARAR NO : 2016/5887
KARAR TARİHİ : 04.04.2016
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen ve Kuruma bidirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 14/01/2010-03/01/2013 tarihleri arası eksik bildirilen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 14/01/2010-02/04/2010 tarihleri arası 78 gün, 2010/4, 5 ve 6. aylarda bildirilenler dışında 60 gün daha hizmeti bulunduğunun tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri gereği bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay 16.9.1999 gün , 30.6.1999 gün – 3.11.2004 gün 2004/21- sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına, 02/04/2010 tarihli işe giriş bildirgesinin internet yoluyla Kuruma verildiği ve 02/04/2010-2013/1. aylar arası davalı tarafından bildirim yapıldığı, bu bildirimlerin 2010/4, 5 ve 6. aylarda ayda 10 gün üzerinden, diğer dönemlerin ise ayda 30 gün üzerinden bildirildiği, 2010/1-7. aylar arası ücret bordrolarının getirtildiği ve bordroda, davacının 2010/4. aydan itibaren kayıtlı olduğu, 4, 5, ve 6.aylarda 10 gün üzerinden çalışma kaydının bulunduğu ve davacı tarafından imzalanmış olduğu, davacı tarafından gösterilen ve 2010/1-6. aylar arası bildirim olan tanık Hakan beyanında, davacının 2009 yılı sonu veya 2010 yılı başlarında çalışmaya başladığını, davalı tarafından gösterilen ve 2010/1-2. aylar arası bildirimi bulunan tanık ise beyanında, kendisinin çalıştığı dönemde davacının çalışmadığını, yine davacı tarafından gösterilen tanığın da davacının çalıştığı yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, tanık beyanları arasında oluşan çelişkilerin giderilmediği, bordro tanıklarının resen tespit edilip beyanlarının alınmadığı, öte yandan 2010/4, 5 ve 6. aylara ilişkin imzalı ücret bordrolarındaki kayıtlı çalışmaların Kuruma yapılan bildirimlerle uyumlu olup, imzaların davacıya ait olup olmadığının araştırılmadığı, böylece davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Yapılacak iş; öncelikle dosyadaki dönem bordrodan 2010/1-7. aylar arası bildirimi olan tanıkları resen tespit edip dinlemek, gerekirse Kurum, vergi idaresi, belediye ve emniyet müdürlüğü gibi kamu kurumları aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermek, yine davacıya imzalı ücret bordrolarındaki imzalarda sorularak gerekirse imza incelemesi yapılarak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.