Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/11960 E. 2016/6473 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11960
KARAR NO : 2016/6473
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün feri müdahil ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının davalıya ait işyerinde 1999 – 28.03.2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının 17.08.1999 – 28.03.2009 tarihleri arasında asgari ücretin 3,14 katı ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalıya ait çay ocağında ocakçı olarak çalıştığı beyan eden davacının, 18.01.2008 – 25.12.2008 tarihleri arasındaki kısmi çalışmalarının dava dışı unvanlı işyerlerinden bildirildiği, davalı işyerinin 09.10.2007 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalı ile aynı soyadı taşıyan bordro tanıkları tarafından; davacının çalışmasının sürekli olmadığının, yaz aylarında ve yevmiyeli olarak çalıştığının beyan edildiği, komşu işyeri tanığı olarak dinlenilen ve komşu caminin imamı olduğunu beyan eden A.. Y.. tarafından; kendisinin 1985 – 2010 arası komşu camide çalıştığının, kendisinin çalıştığı dönemde davacının zaman zaman davalı işyerinde çalıştığının, davacının kesintisiz çalışmadığının, ara ara işten çıkıp geri geldiğinin, ancak davacının çalıştığı tarihleri hatırlamadığının beyan edildiği, yine komşu işyeri tanığı olarak dinlenilen B.. A.. tarafından; 2001 yılından beri 100-150 m uzaklıktaki Bilfen okullarında güvenlik olarak çalıştığının, davacıyı tanıdığının, 2001 yılında emekli olmadan önce polis olduğunun ve davacının çalıştığı işyerinin kendi mıntıklarında olması nedeni ile davacının 1999-2009 yılları arasında çalıştığını bildiğinin, davalı ile aynı köylü olduğunun beyan edildiği, davacının işçilik alacaklarına ilişkin taleplerinin tefrik edildiği anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Yasanın kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, çalışmasının konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu madde 288’de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa’nın madde 3 B ve D’de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır.
Somut olayda ise; davacının 18.01.2008 – 20.05.2009 tarihleri arasında dava dışı işyerlerinden bildirimlerinin bulunduğu göz ardı edilerek, davacının sadece yaz aylarında mı yoksa tüm yıl mı çalıştığı hususunda tanık beyanları arasında çelişki bulunmakla, davacının fiili çalışmalarının mevsimlik olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak derece ortaya konulmadan eksik araştırma ve inceleme ile, ayrıca; yazılı delil ile ispatlanamadığı halde davacının asgari ücretin 3,14 katı ile çalıştığı kabul edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının 2009 yılında davalı Kurum’a verdiği şikayet dilekçesi gereğince müfettiş soruşturması yapılıp yapılmadığını davalı Kurum’dan sormak, davacının beyanını alarak elden para verdiği muhasebeciyi tespit ederek dinlemek ve bu tanığın davalı işyeri ile davacının çalışmalarının bildirildiği işyerleri hakkında detaylı beyanlarını almak, davacıdan çalışma bildirilen işyerinde çalışmasının bulunup bulunmadığını sormak, çalışma bildirilen dava dışı işyerlerinin dönem bordrolarını dosya arasına alarak re’sen seçilecek bordro tanıklarını dinlerek davacının bu işyerlerinde çalışmasının bulunup bulunmadığını tespit etmek, daha sonra; dosyada mevcut dönem bordrolarında davalı ile aynı soyadı taşımayan diğer bordro tanığını dinlemek, zabıtadan özellikle var ise öncelikle davalı ile aynı işi yapan ve buralarda çalışan komşu işyeri tanıklarının tespitini istemek, bulunamaz ise talep edilen dönemdeki komşu işyeri sahiplerini ve bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş çalışanların tespitini istemek ve bu kişileri dinlemek, böylece; hizmet bildirimi yapılan dava dışı işyerlerinde davacının çalışması bulunup bulunmadığını, davalı işyerindeki çalışmalarının ise sadece yaz aylarını mı yoksa tüm yılı mı kapsadığını tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymak, davacı asgari ücretin üzerinde bir ücret ile çalıştığını yazılı delil ile ispat edemez ise davacının asgari ücret üzerinden çalıştığının kabulü ile sonuca gitmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 12.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.