Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/43 E. , 2021/6113 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/43
Karar No : 2021/6113
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü) …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … İçecek Pazarlama Gıda Tarım Hayvancılık İnşaat Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: …’ya ait ödenmemiş muhtelif amme alacaklarının tahsilini güvence altına almak amacıyla, adı geçen şahsın Bs formlarından mal satışında bulunduğu tespit edilen davacı şirket adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesi uyarınca tesis edilen haciz bildirisinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, vergi borcu bulunan mükellefin davacıya yaptığı mal satışını (Bs) formuyla beyan etmesinin, ödemeye ilişkin bir saptamada bulunulmaksızın, davacıdan alacağının bulunduğu yolunda bir bildirim olarak kabul edilemeyeceği, davacı şirketin …’ya borcu olduğuna ilişkin somut bir tespit de yapılmadığı, bu yolda bir tespitin varlığı halinde dahi haciz uygulanabilecek ve sonrasında ödeme emriyle istenebilecek olan tutarın, alacaklının tüm vergi borcu kadar değil, tespit edilen hak ve alacak tutarı kadar olacağı, bu durumda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 62. maddesinin 1. fıkrasında haciz için öngörülen koşullar oluşmadığından, davacı adına aynı Kanun’un 79. maddesine istinaden düzenlenen dava konusu haciz bildirisinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca kesin, yürütülmesi zorunlu, ilgililerin hukukunu etkileyen ve idari davaya konu edilebilecek bir işlem niteliğini taşıyıp taşımadığının belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
…’ya ait ödenmemiş muhtelif amme alacaklarının tahsilini güvence altına almak amacıyla, adı geçen şahsın Bs formlarından mal satışında bulunduğu tespit edilen davacı şirket adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesi uyarınca tesis edilen haciz bildirisinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
İdari Yargı, Hukuk Devletinde, hukuka bağlılığı esas olan kamu idaresinin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun, bağımsız yargı yerlerince, yargılama yöntemleri kullanılarak denetlenmesinin sağlanması için var olan yargı düzenidir. Bu yüzden; idari yargı denetiminin işleyebilmesi, idarenin Kamu Hukuku alanında faaliyette bulunmasına; idari nitelikte eylem veya işlem yapmasına ve bu işlemin denetiminin idari yargı faaliyet alanında bulunmasına bağlıdır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davası, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar şeklinde tanımlanmıştır. Anılan kanun hükmünde, iptal davalarına konu olabilecek işlemlerin nitelikleri belirtilmemiş ise de, idari yargıda, idarenin kamu gücüne dayanarak yaptığı, tek taraflı, kişilerin hukukunu etkileyen, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerin idari davaya konu olabileceği kabul edilmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “İhtiyati haciz” başlıklı 13. maddesinde, ihtiyati haczin, maddede sayılan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla derhal tatbik olunacağı düzenlenmiştir.
Yine anılan Kanun’un “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79. maddesinde, hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczinin, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılacağı, tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile bundan böyle borcun ancak tahsil dairesine ödenebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı hususunun üçüncü şahsa bildirileceği düzenlenmiş ve tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerini tebliğ alan üçüncü şahsın, borcunun olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiası var ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs itiraz süresini geçirmesi halinde bildirinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Öte yandan üçüncü şahısın, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz etmesi halinde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davayla ispat ederek, üçüncü şahsın cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesini isteyebilir. Bu durumda aynen teslimin mümkün olmadığı hallerde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakkı saklıdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Yasanın yukarıda izah edilen 79. maddesi uyarınca tesis edilen işlemlere karşı başvurulacak kanun yolları madde kapsamında açıkça gösterilmiştir. Buna göre de “üçüncü şahıs” durumunda olan davacı şirket hakkında tesis edilen ve anılan maddede haciz bildirisi olarak nitelendirilen işleme karşı, davacı tarafından borcunun olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiası var ise haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak başvurabileceği madde hükmünün gereğidir. Anılan maddede adına haciz bildirisi düzenlenen üçüncü şahsın itiraz etmemesi veya süreyi geçirmesi hallerinde başvurulacak kanun yolunun genel mahkemeler olduğunu, menfi tespit davası açmak suretiyle haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat edebileceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, üçüncü şahsın, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz etmesi halinde de alacaklı amme idaresinin bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davayla ispat edebileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hukuki durum karşısında; üçüncü şahsın, kamu borçlusuna borcunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla gönderilen ve idareye herhangi bir bildirim yapılmadığı takdirde ödeme emriyle takibi mümkün olan alacağa yönelik tesis edilen haciz bildirisine ilişkin işlemin, bu aşamada davacının hukuksal durumunu etkilemeyeceği, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca kesin, yürütülmesi zorunlu, ilgililerin hukukunu etkileyen ve idari davaya konu edilebilecek bir işlem niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, işin esası incelenerek karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 30/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.