Danıştay Kararı 6. Daire 2021/10513 E. 2021/14763 K. 30.12.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/10513 E.  ,  2021/14763 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/10513
Karar No : 2021/14763

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN ÖZETİ : Artvin İli, Ardanuç İlçesi,… Köyü mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan ”Kırma-Eleme-Yıkama ve Hazır Beton Tesisi Yer Değişikliği Projesi” ile ilgili olarak Artvin Valiliği tarafından verilen … tarihli, … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 08/09/2020 tarih ve E:2020/2346, K:2020/7302 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 30/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X):
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesinin birinci fıkrasında; 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alının kararlarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (i) bendinde ise, bu davalarda temyiz üzerine, Danıştayın evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar vereceği, aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar vereceği, ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hallerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri göndeceği ve temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükmüne yer verilmiştir
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 2. maddesinde, “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı ifade eder.” hükmüne; 10. maddesinde ise, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde, “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı”, “Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı” olarak; “Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı” ise, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı” olarak tanımlanmıştır.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişi Raporuna İtiraz” başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Artvin İli, Ardanuç İlçesi, … Köyü mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan ”Kırma-Eleme-Yıkama ve Hazır Beton Tesisi Yer Değişikliği Projesi” ile ilgili olarak Artvin Valiliği tarafından verilen … tarihli, … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davada; dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu “Kırma-Eleme-Yıkama ve Hazır Beton Tesisi Yer Değişikliği Projesi” için hazırlanan proje tanıtım dosyasının, çevresel etkiler, ekolojik yapı, biyoçeşitlilik ve jeolojik değerlendirmeler açısından yeterli olduğu ve çevresel etkilerin en aza indirgenmesi için gerekli tedbirlerin alındığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahekemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/09/2020 tarih ve E:2020/2346, K:2020/7302 sayılı kararıyla dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararına konu faaliyetin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması amacıyla, aralarında çevre mühendisi, ziraat mühendisi, hidrojeoloji mühendisi gibi uzmanlar da bulunmak ve gerekirse başka dallardan öğretim görevlilerine de yer verilmek suretiyle, projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetiyle proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bunun üzerine, bozma kararına uyularak uyuşmazlığın çözümü amacıyla biyolog/hidrobiyolog, inşaat mühendisi, hidrojeolog, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, ziraat mühendisi ve çevre mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen raporda, uyuşmazlık konusu projenin, tarım arazileri, su kaynakları, orman alanları, yerleşim yerleri, bitki örtüsü ve doğal yaşam açısından çevre üzerinde meydana gelebilecek olumsuz etkilerin proje tanıtım dosyasında alınacak önlemler sonucunda bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, proje kapsamının asgari gereklilikleri taşıdığı, proje alanında aktif ve/veya eski heyelan alanlarının bulunmadığı, patlatmalı üretim olmayacağından çevredeki yerleşim yerlerine titreşimden kaynaklı olumsuz etkilerinin olmayacağı, her türlü atıklar yönünden verilen taahhütlerin yeterli olduğu, içme ve kullanma sularının etkilenmeyeceği, projenin Korsil Deresi ve Deriner Barajı’na etkisinin bulunmadığı, toz-gürültü-yüzeysel sular başta alınması planlanan tedbirlerin bilimsel metotlar açısından yeterli özellikler taşıdığı, projenin etki alanı içerisinde korunacak nitelikte alanların bulunmadığı, projenin flora-fauna, orman ve tarım alanları üzerinde olumsuz bir etki oluşturmayacağı, bu nedenle ”Kırma-Eleme-Yıkama ve Hazır Beton Tesisi Yer Değişikliği Projesi” ile ilgili olarak Artvin Valiliği tarafından verilen .. tarihli, … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı yolunda görüş bildirilmesi üzerine, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bozma kararına uyularak ve anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunun çevre ve inşaat mühendisliği disiplinleri bakımından değerlendirmelerin yer aldığı 16. sayfasında, “…eleme ve yıkama tesisi çıkışında oluşan atık suların 2 adet sıralı betonarme çöktürme havuzunda sırasıyla bekletilerek bulanıklığının giderildiği, oluşan duru suyun tesisin su ihtiyacını gidermek için geri besleme yapılabildiği, bu sebeple idari ofis arkasında duru su havuzuna geri beslemenin yapıldığı ve bu havuzdan tesise su beslendiği, havuzda yaşayan balıkların tespit edildiği, fakat tesisin su ihtiyacı olmadığı durumlarda sıralı çöktürme havuzlarından Kostil deresine deşarj yapıldığı, işletme araçlarının yıkama suları için de ayrı fakat benzer şekilde 2 adet betonarme çöktürme havuzunun bulunduğu bu havuzlarda çöktürme işlemi ile bulanıklığın giderildiği, bu kapsamda Kostil deresi giriş ve çıkışında yapılan incelemede her hangi bir bulanıklığın ve kirliliğin tespit edilmediği…”; hidrojeoloji mühendisliği disiplini bakımından değerlendirmelerin yer aldığı 15. sayfasında ise, “…Proje alanı içinde iki adet çökeltim havuzu sistemi bulunmaktadır. Bunlardan ilkini üç adet dinlenme havuzundan oluşan ve yıkanan agregalardan çıkan suların deşarj edildiği çökeltim sistemi oluşturmaktadır (Şekil 11a). Bu sistemde atık yıkama suyu sırasıyla ilk havuza, ikinci havuza ve üçüncü havuzdan zeminde açılmış kanal vasıtasıyla Korsil Deresine boşalmaktadır. Şu an için devridaim sistemi kurulu değildir. Havuzlara devridaim sisteminin eklenerek faaliyete alınmasıyla üçüncü havuzda dinlenen atık su tekrardan kırma-eleme sistemine aktarılarak Korsil Deresine deşarjı sonlanacaktır. Proje alanında bu ek tedbirin alınması ile devridaim suyunun zemin ile teması da tamamen kesilmiş olacaktır. İki adet havuzdan oluşan diğer çökeltim havuzu sistemi ise beton mikserlerinin yıkanması sonucunda ortaya çıkan atık suyun dinlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır…” yolunda tespit ve değerlendirmelere yer verildiği; bu bağlamda, davacılar vekili Av. … tarafından verilen ve 22/08/2021 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile 26/10/2021 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren temyiz dilekçesinde, proje tanıtım dosyasına göre projenin kullanım faaliyetleri sırasında kullanılan suyun hiçbir şekilde Korsil Deresi’ne deşarj edilmemesi gerektiği, madenin yıkanması sonucu maden kalıntılarının bulunduğu atık suların boşaltım havuzunda bekletildikten sonra dereye deşarj edilmesinin dereyi olumsuz etkilediği, söz konusu etkilerin proje tanıtım dosyasında tartışılmadığı yolunda iddia ve itirazlara yer verildiği; öte yandan dava konusu işlemin dayanağı proje tanıtım dosyasının 21. sayfasında, günlük 1.560 ton malzemenin yıkanması için 156 ton/gün su kullanılacağı, kullanılan suyun 2 aşamalı fiziksel çöktürme işleminde geçirilerek 1 adet dengeleme havuzuna deşarj edileceği, deşarj edilecek arıtılmış suyun tekrar yıkama suyu olarak kullanılacağı ve oluşacak atıksuyun fiziksel çöktürme işlemlerinden sonra herhangi bir alıcı ortama deşarj edilmeyeceğinin belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda; proje tanıtım dosyasında, oluşacak atıksuyun fiziksel çöktürme işlemlerinden sonra herhangi bir alıcı ortama deşarj edilmeyeceğinin belirtildiği; buna karşın, İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şu an için devridaim sisteminin kurulu olmadığı, havuzlara devridaim sisteminin eklenerek faaliyete alınmasıyla üçüncü havuzda dinlenen atık suyun tekrardan kırma-eleme sistemine aktarılarak Korsil Deresi’ne deşarjın sonlanacağı yolunda tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmekle birlikte; anılan bilirkişi raporunda, Korsil Deresi’ne deşarjı önleyecek biçimde devridaim sisteminin kurulmasının dava konusu işlemin dayanağı proje tanıtım dosyasında öngörülüp öngörülmediği, öngörülmüş ise bunun bilimsel ve teknik yönden yeterli olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulmadığı, dolayısıyla davacı vekili tarafından bu kapsamda ileri sürülen iddia ve itirazlar da dikkate alınmak suretiyle bir değerlendirme yapılması gerektiğinden, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca ek bilirkişi raporu alınması ve buna göre uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup; eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.