YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19360
KARAR NO : 2016/7561
KARAR TARİHİ : 28.04.2016
Davacı, Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitine, prim borcunun iptaline, 22/08/2012 tarihinden itibaren 4/A sigortalılığı kapsamında emekliliğe hak kazandığının ve birikmiş emeklilik aylıklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 30.11.2008 tarihinden itibaren esnaf Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespiti ile 22.08.2012 tarihinden itibaren SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de, varılan sonuç eksik incelemeye dayalı olup hatalıdır.
Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacının Ltd Şti ortaklığından ötürü 01.10.2008 tarihinde res’en 1479 sayılı Yasaya tabi esnaf Bağ-Kur sigorta tescilinin yapıldığ ve 29.11.2013 tarihine kadar bağ-kur sigortalısı kabul edildiği, 07.01.1987-30.11.2013 tarihleri arasında SSK’ya tabi çalışmalarının bulunduğu, 22.08.2012 tarihinde SSK’dan aylık tahsis talebinde bulunduğu ancak Kurumca 01.10.2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasa’nın 4-b maddesi uyarınca bağ-kur sigortalılığının bulunması nedeni ile talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda Kurum tarafından davacıya ait hizmet cetveli gönderilirken ekstrenin altına elle; davacının prim ödemesinin bulunmaması nedeni ile 5510 sayılı Yasa’nın geçici 63. maddesi uyarınca 01.10.2008 tarihi itibari ile durdurulduğu ve 11.05.2015 tarihinde prim borcunun olmadığının bildirilmiş olmasına rağmen, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 24/I-d maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 9. maddesidir.
1479 sayılı Yasanın 24. maddesi bu kanuna göre sigortalı sayılanları düzenlemiş olup, 24/I-d maddesi, limited şirket ortaklarının bu kanuna göre sigortalı sayılacağı hükmüne haizdir.
5510 sayılı Yasa’nın 9. maddesi ise sigortalılığın sona ermesi hallerini düzenlemiş olup, anılan maddenin 3. fıkrası “….limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devri yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerinin ortaklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten itibaren sona erer ” hükmüne haizdir.
Hal böyle olunca, 5510 sayılı Yasa’nın 9. maddesi uyarınca davacının 11.12.2002 tarihinden sonra da şirket ortağı olduğu anlaşılmakla, 1479 sayılı Yasanın 24/I-d maddesi uyarınca da limited şirket ortaklarının kanun gereği zorunlu sigortalı sayılacağı hususları kabul edilmelidir.
Diğer taraftan 23.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı Yasanın 56. Maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen geçici 63. maddenin “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. …” hükmü gözetilerek, Kurum yazısından da anlaşılacağı üzere davacının tescil tarihi itibari ile bağ-kur sigortalılığı durdurulacağından SSK’dan yaşlılık aylığı almaya hak kazanıp kazanamadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında ve Kurum kabulüne göre de yapılan değerlendirmede, mahkemece verilen red kararı eksik inceleme ve araştırma nedeniyle isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş, Kurumun da kabulünde olduğu üzere 01.10.2008 tarihi itibari ile bağ-kur sigortalılığının durdurulduğu ve prim borcu olmadığı hususu dikkate alınarak, SSK’dan yaşlılık aylığı şartlarını taşıyıp taşımadığı hususları değerlendirilerek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
28/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.