Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/15445 E. 2016/7371 K. 26.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15445
KARAR NO : 2016/7371
KARAR TARİHİ : 26.04.2016

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/01/1987-18/09/2012 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, 01.01.1987 – 18.09.2012 tarihleri arasında fahri imam olarak çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacının 01.07.1990 – 18.09.2012 tarihleri arasında Mezrası’nda ücreti köy halkı tarafından karşılanmak suretiyle fahri imamlık yaptığının ve bu döneme ait bildirilmeyen hizmetin davalı Kurum’a bildirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; köy camisinde fahri imam olarak çalıştığını beyan eden davacı adına davalı İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen işe giriş bildirgesi veya davalı Kurum’a bildirilen çalışma bulunmadığı, davacının talep ettiği süre içerisinde 14.05.1990 – 07.06.1990 tarihleri arasında dava dışı Şti.’den çalışmalarının bildirildiği, köy halkından olan davacı tanıkları tarafından; davacının köyün daha önceki imamından ders aldığının ve sonrasında da icazet alarak 1990-1991 yıllarından itibaren köyde imamlık yaptığının, ancak ücretini ne şekilde aldığını bilmediklerinin beyan edildiği, davacının ise köy halkının verdiği zekatlar ile geçimini sağladığını beyan ettiği, tarafından davacı ile hiçbir bağlarının olmadığının bildirildiği, Köy Muhtarlığı tarafından Kaymakamlığı yazılan yazıdan ve jandarma tarafından yapılan araştırmadan davacının 1987 yılından beri fahri imam olarak çalıştığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda ise; anılan şekilde yeterli araştırma yapılmadan, davacının gerçek işvereni ve fiili çalışmaları hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak derecede ortaya konulmadan, hükümde davacının çalışmalarının geçtiği işveren açıkça belirtilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının Müftülüğü tarafından görevlendirilip görevlendirilmediğini, davacının çalışması hususunda il/ilçe müftülüklerinin onayının bulunup bulunmadığını, davacının çalıştığını beyan ettiği Mezrası’ndaki caminin ve dolayısıyla davacının çalışmalarının müftülük tarafından denetlenip denetlenmediğini, söz konusu caminin nasıl yönetildiğini araştırmak, davacının ücretinin ne şekilde ve kim tarafından ödendiğini belirlemek, talep edilen dönemdeki köy karar defterlerini dosya arasına alarak davacıya ücret ödenmesine ilişkin karar bulunup bulunmadığını incelemek, davacının ücreti köy halkı tarafından ödenmekte ise husumetin Başkanlığı’na düşmeyeceğini dikkate alarak gerek görülür ise köy muhtarlığını da davaya dahil ederek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.