Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/14320 E. , 2021/14781 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/14320
Karar No : 2021/14781
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, … ada, … parselde bulunan ve İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından “II. Grup Korunması Gerekli Kültür Varlığı” olarak 17/11/1995 tarihinde tescil edilen taşınmazın IV. Grup yapılar sınıfına alınması talebi ile İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve … Karar sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla sanat tarihçisi, şehir plancısı, harita mühendisi, mimar ve inşaat mühendisi olan uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; “dava konusu taşınmazın İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, …pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazda yer aldığı, iş yeri kullanım maksatlı ayrık nizam, zemin kat, normal kat ve çatı arası katından oluştuğu, dava konusu taşınmazın İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile “korunması gerekli kültür varlığı olarak tesciline” karar verildiği, söz konusu taşınmazın zemin katında; yapının aslına uygun olmayan onarım yapılarak kullanılmaya başlanıldığı, normal kat ve çatı arası katında onarım yapılmadığı ve boş olduğu, 1. kat ve çatı arası tavanının ahşap kaplama yapıldığı, pencere doğramalarının ve normal kat ile çatı arası katını birleştiren merdivenin ahşap olduğu görülmüş, yapılan incelemeler sonucunda; dava konusu taşınmazın kendine özgü mimarı detaylar barındırdığı, ahşap strüktür sistemine sahip olan yapının tescilli olmasının kamu yararına uygun olduğu, tescil derecelendirmesinin 2. Grup olarak belirlenmesinin doğru olduğu, taşınmazın Kültür Alanı varlığı ilanı şartlarını taşıdığı” yönünde görüş ve kanaat bildirilmesine karşılık İnşaat Mühendisi bilirkişi …’ın; “Bilirkişi heyetinin bir kısım üyelerinin görüşünün aksine, uzman raporları tanzim edilmeden alınan koruma kararının yapının hangi seçici, nadir, sanatsal, mimari değerler taşıdığını göstermediği, bu haliyle kent kimliği ve tarihsel dokunun özgün bir eseri olarak nitelendirilemeyeceği, inşaat tekniği ve malzeme açısından da kültürel varlık sayılamayacağı” yönünde aksi kanaat bildirdiği görülmüştür.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucu, uyuşmazlık konusu İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, … ada, … parselde bulunan taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olduğu sonucuna varılarak İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun taşınmazın “Korunması Gerekli Kültür Varlığı” olarak belirlenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararına esasa alınan bilirkişi raporunda şerh koyan bilirkişinin dışındaki bilirkişi değerlendirmelerinin tamamen soyut ve dayanaksız kanaat ifadesi şeklinde yapıldığı; rapor şerhli olmasına rağmen itirazların değerlendirilmesi için yeni bir rapor alınmadığı; dosyada ilk önce kültürel varlık tespitinin doğru olup olmadığı konusunda ilk işlemden itibaren inceleme yapılmasının gerektiği, davaya konu kararın dayanaklarının ve hukuka uygunluğunun incelenmesinin zorunlu olduğu, anılan rapordaki bilirkişilerin (şerh koyan bilirkişi hariç) dosya kapsamında yeterli bir tespit ve değerlendirme yapmadığı, yapının hangi sebeplerle kültür varlığı sayılması gerektiği, halen kültür varlığı vasfını koruyup korumadığı ve hangi sebeplerle koruduğu, hangi ilkeler çerçevesinde inceleme yaptıkları ve değerlendirmelerinin hangi kıstaslar dahilinde gerçek durumla örtüştüğü konusunda hiçbir bilgi ve veriyi raporlarına yansıtmadıkları; yapım tekniği, mimari üslup, kullanılan malzeme, mimarlık tarihine katkısı, çevreyi hangi özelliği ile etkilediği gibi yönlerden hiçbir incelemenin yapılmadığı; yapının hangi tarihlerin inşa tekniği ile yapıldığı, özgün bir mimari detay barındırıp barındırmadığı gibi değerlendirmelerin yapılmadığı buna rağmen yeterli nitelikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olmasının adil yargılanma ilkesinin ihlali anlamını taşıdığı; ilk tescil esnasında nitelikli çevresel bir değerlendirme yapıldığına dair herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı, yapının hangi açılardan geçmiş kent yaşantısıyla ve kent yerleşmesiyle bağlantısının kurulabildiğinin dayanaklı olarak gösterilmediği; yapının tarihinin 20. yüzyıl başı olarak gösterilmesine dayanak teşkil edecek hiçbir vergi belgesi, harita, resmi yazı, tespit içerikli belge vb. bulunmadığı; yapının iç mekanları ve strüktür açısından otantik özellikler taşıdığına vurgu yapılmasına rağmen bu durumu gösterir hiç bir dayanak belge ya da tespite de dosya içeriğinde rastlanmadığı; sırf bir tutanakla bu tarz bir değerlendirme yapılmış olmasının idari işlemin denetlenebilir olma zorunluluğu açısından hatalı olduğu; tescil esnasında uzmanlardan görüş ve rapor alınmadığının net bir biçimde ortada olduğu, bu durumda otantik bir iç mekandan bahsedilemeyeceği; yapının çevresinin neredeyse tamamen betonarme çok katlı yapılardan oluştuğu dikkate alındığında yapının eski şehir yaşantısı, sokak kimliği ya da mahalle kimliğini gösterecek bir özellik taşımadığı; öte yandan yapının özgünlüğünün de geri dönülemez biçimde ortadan kalktığı bu durumun aslında ilk tescil anından itibaren mevcut olduğu, arkasındaki ilave yapı sebebiyle simetri ve dengesinin de bozulduğu, bu haliyle yapının kent ve çevre kimliğine korunması gereken bir katkısı bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Korunması gerekli Kültür Varlıklarının tespit ve tescili görevinin Bakanlığın uhdesinde olduğu, bu görevin koruma bölge kurulları tarafından yerine getirildiği, davaya konu yapıda Bakanlık uzmanlarının defalarca inceleme yaptığı, konunun tüm ayrıntıları ile koruma kurulu gündemine alındığı ve bu doğrultuda yapının tescilinin devamına karar verildiği, ibraz edilen fotoğraflardan ve raporlardan yapının 2. Grup korunması gerekli kültür varlığı özelliği taşıdığı, bu yapıya ilişkin alınan kararın, 2863 sayılı Yasaya ve 660 sayılı İlke kararına aykırı hiç bir yönünün olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, … ada, … parselde bulunan dava konusu taşınmaza ilişkin en eski tarihlendirme 31/03/1954 tarihli intikal işlemi ile cinsinin ahşap bina olarak belirtildiği 29/06/1959 tarihli hibe işlemine konu edildiği tapu kayıtlarına aittir. Yine aynı kaynaktan dosya münderacatına girmiş 01/07/1959 tarihli evraktan … ada … parsel sayılı taşınmazın müstenidinin 06/12/1932 tarihine ulaştığı anlaşılmaktadır.
Pendik Belediye Başkanlığının … tarihli … sayılı imar durum yazısında; … onanlı 1/1000 ölçekli Pendik İmar planı tadilinde ticaret+konut alanında kaldığı, bodrum+zemin kat parsel tamamında olmak üzere H=15,50 metre(5 kat) bitişik nizam şartlarında yapılaşma koşulları olduğu belirtilmiştir.
Yapının niteliğinin bahçeli ev olarak belirtildiği 01/10/1966 tarihli tapu senedinden taşınmazın mülkiyetinin …’a geçtiği, tapu kaydının incelenmesinden 09/02/1967 tarihinde muvakkat inşaat şerhine dair bir kayıt düşüldüğü, adı geçenin vefatı üzerine izaleyi şuyuu suretiyle satışına karar verildiği; … Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve … sayılı işlemi ile başlayan süreç neticesinde …/08/1999 tarihli tapu senedinde, parselin vasfı; bahçeli ev, yüzölçümü; 327 m² olan taşınmazın mülkiyetinin, belirtilen tarihte davacıya geçtiği anlaşılmaktadır.
Bu süreçte izaleyi şuyuu davası devam ederken, … varislerinden … ve …’un, yapının korunması gereken tarihi yapı niteliği taşıdığı, “eski eser” kapsamına alınması talebiyle yaptığı 13/11/1995 tarihli başvurunun neticesinde; İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, Ihlamur Sokak, … pafta, … ada, … parselde bulunan yapının, İstanbul II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile kültür varlığı olarak tesciline karar verilmiştir.
Anılan kararda, geçmişteki kent yaşantısını, kent yerleşme özelliklerini bulunduran ve 20. yüzyıl başlarına tarihlendirilebilecek yapının, belirli dönemlerde dış cephe mimarisini değiştiren onarımlar görmüş olmasına, gerek strüktür, gerek iç mekanların (tavanlar, kapılar, doğramalar vb.) otantik özelliklerini koruması ve yakın çevresinde … ada, … parsel dışında korunması gerekli kültür varlığı olmamasına rağmen, söz konusu parseldeki yapının korunması gerekli kültür varlığı olarak tesciline, yapıya bundan sonra yapılacak müdahalelerden önce Yüksek Kurulun … tarihli … sayılı ilke kararına göre hazırlanacak röleve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin Kurula getirilmesine ve bu çalışmalarda yapının özgün dış ahşap kaplamalarının yer alması gerektiği belirtilmiştir. Davacının yapı üzerindeki tescil kaydının kaldırılması isteğiyle (24/01/2006) başvurması üzerine;
İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararıyla 4 parselde bulunan yapının tescil kaydının kaldırılması talebinin uygun olmadığına, tescil kaydının devamına, koruma grubunun II olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
Davacı bu kez 26/06/2013 tarihinde tescil kaydının kaldırılması talebiyle ilgili kurula başvurmuş, bunun üzerine;
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun yerinde yaptığı değerlendirme sonrasında; .. tarihli ve … sayılı kararıyla, … parselde bulunan yapının tescilinin devamına, can ve mal emniyeti açısından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasına, ayrıca yapının ihyasının sağlanması için röleve, restitüsyon ve restorasyon projesinin Kurula iletilmesi kararlaştırılmıştır.
En nihayet, davacının dava konusu işlemlere esas olmak üzere bila tarihli dilekçe ile yaptığı, “grup kararının kurulun uzmanlarınca tekrar değerlendirilerek … tarih ve … sayılı yüksek kurul kararı ile belirlenmiş olan IV. Grup yapılar yapılar sınıfında değerlendirilmesi yani çevresinin gerek mimari gerekse gabari bakımından tümü ile yenilenmiş ve tek başına koruma şansını kaybetmiş ahşap yapı olarak değerlendirilmesini ve koruma yüksek kurulu kararı doğrultusunda uygulama yapılması” yönündeki başvurusu üzerine;
İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve… sayılı kararı ile; Kurul müdürlüğü uzmanlarının 27/05/2016 tarihli raporunun okunmasının ardından, İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … pafta,… ada, … parsele ilişkin … tarihli ve … sayılı kararın geçerli olduğuna, yapının rölöve restitüsyon ve restorasyon projesinin Kurula iletilmesine, can ve mal emniyeti açısından gerekli güvenlik önlemlerinin ilgilisi ve Belediyesince alınmasına karar verilmiştir.
Davacının bu karara karşı, ekinde sanat tarihçisi uzmanının yapıya ilişkin hazırladığı raporla birlikte yaptığı 27/07/2016 tarihli itirazı üzerine ise;
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile konuya ilişkin işlem dosyası ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından hazırlanan 04/11/2016 tarihli rapor incelenerek İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parselde yer alan II. Grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli taşınmaza ilişkin itirazın reddine, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararının geçerli olduğu karara bağlanmıştır.
Bahsi geçen sanat tarihi raporunda özetle; “yapının kent yaşantısı veya kent dokusuna katkıda bulunabilecek önemli sayılabilecek bir özellik taşımadığı, bulunduğu sokak ve çevrede tescilli bir yapı olmadığı gibi bütünlük sağlayacağı tarihi bir doku ve sokak silüeti de bulunmadığı, yapının sanat tarihi ve mimari tarihi açısından hiçbir sanat ve mimarlık ekolünü yansıtmadığı, yapıda herhangi bir sanat üslubuna işaret eden bir süslemenin mevcut olmadığı, duvarcılık, ahşap işlemecilik, oymacılık gibi zanaatlar açısından da nitelikli bir işçilik gözlemlenmediği, giyotin pencereler ve ön çatı katı balkonunun da zanaatkarlık açısından nitelikli bir vasıfta olmadığı, yapının esası itibarıyla ahşap üzeri sıva basit ve küçük bir yazlık ev olarak tasarlanmış olup mimari düzen ve plan açısından vasat olduğu, arkadaki ilave yapının asıl yapının simetri ve dengesini tümüyle bozduğu, özellikle zemin katta özgün plan şemasının tamamen bozulduğu, anılan yapının sanat tarihi açısından hiçbir değer taşımadığı” ifade edildikten sonra mimarlık tarihi, şehircilik, zanaatkarlık, tarih ve sosyolojik açılardan da adı anılır bir vasıf taşımadığı değerlendirmesi yapılmıştır.
Anılan kararda geçen Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görevlendirdiği uzmanların hazırladığı 04/11/2016 tarihli raporda ise özetle; 05-09/09/2016 tarihleri arasında yerinde yapılan incelemede; “İtiraza konu … parselde; II. Grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescili yapının yer aldığı, tescili yapının zemin katı ile bahçesinin ticari fonksiyonlu olarak kullanılmakta olduğu, tescilli yapının birinci katı ile çatı katı arasında yer alan mekanların günümüzde kullanılmadığı, tescilli yapı ile bahçesinde gerçekleştirilen fiziki müdahalelerle ilgili olarak Koruma Bölge Kurulu tarafından alınmış herhangi bir kararın bulunmadığı, tescilli yapının çevresinde benzer özellik ve niteliğe sahip bir yapının yer almadığı” nev’inden uzmanlık bilgisi içermeyen gözlemsel verilere yer verildiği, sonuç kısmında ise “tescile ilişkin kararın ilgili mevzuata uygun olarak alınmış olduğu, itiraza konu parselde gerçekleştirilmiş olan fiziki müdahalelerle ilgili olarak Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca yerinde inceleme yapılması ve konunun Koruma Bölge Kurulu tarafından değerlendirilmesi gerektiği” kanaati belirtilmiştir.
Bunun üzerine, davacının anılan taşınmazın IV. Grup yapılar sınıfına alınması talebi ile İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna yaptığı başvurunun reddine ilişkin 16/06/2016 tarih ve 265 sayılı kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve … Karar sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları başlıklı 6. maddesinde; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19. yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları,
d) Milli tarihimizdeki önemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.
Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar…” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 7. maddesinde ise, Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılacağı, yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özelliklerinin dikkate alınacağı, Devletin imkanları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin korunması gerekli kültür varlığı olarak belirleneceği, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı, tespit ve tescil ile ilgili usullerin, esasların ve kıstasların yönetmelikte belirtileceği hükme bağlanmıştır.
10/12/1987 tarih ve 19660 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve tescil işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tespit – Tescili ve Sit alanı ilanı sırasında Müktesep Hakların Korunması ile ilgili Yönetmelik’in “Tespitlerde Değerlendirme Kıstasları” başlıklı 4. maddesinde; korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespitinde göz önünde bulundurulacak hususlar düzenmiş, (b) bendinde; “19. yüzyıl sonundan sonra yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmasına gerek görülmesi”, (c) bendinde; “Taşınmazların sit alanı içinde bulunması”, (f) bendinde ise; “Tek yapılar için; taşınmazın sanat değeri, mimari, tarihi, estetik, mahalli, arkeolojik değerler kapsamı içinde; strüktürel, dekoratif, yapısal durum, malzeme, yapım teknolojisi, şekil bakımından özellik arz etmesi…” gerektiği kurala bağlanmıştır.
13/03/2012 tarih ve 28232 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinin 1. fıkrasında sayılan kültür varlıkları arasında yer verilen “evlerden”, anılan fıkranın (b) bendinde; “19. yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmalarına gerek görülmesi veya bu yapıların ait oldukları dönemin kendine özgü niteliklerini anlatan belge niteliğinde olması ya da var olan bir geleneğin hala sürdüğünün göstergesi olan ve bir bütünün parçası olarak çevreye katkıda bulunan taşınmazlardan olması” ve (c) bendinde; “Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım teknolojisi, biçim bakımından özellik göstermesi” şeklindeki tespit ve tescil kriterleri belirlenmiştir.
11/06/2005 tarih ve 25842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmelik’in “Taşınmaz kültür varlıklarının gruplarının belirlenmesi” başlıklı 5. maddesinde; “Yapı grupları, koruma bölge kurulunca Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlarında belirtilen kriterler doğrultusunda belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiş,
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Koruma Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları” na ilişkin ilke kararında;
“Yapı Grupları
Yapılar, kendi başlarına bir tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan kentsel sitler, sokaklar ve siluetlerin ögeleri olarak iki gruba ayrılmıştır:
1. Grup Yapılar
Toplumun maddi tarihini oluşturan kültür verileri içinde tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle korunması zorunlu yapılardır.
2. Grup Yapılar
Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır.” şeklinde gruplandırmaya tabi tutulmuş,
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun (Mülga) … tarih ve … sayılı kararı ile “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Koruma Gruplarının Belirlenmesi “ne ilişkin kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları 4 ayrı grupta sınıflandırılmış, bunlardan;
“II. Grup Yapılar: Değerlendirmede aranan ve 2863 sayılı Yasada belirtilmiş bulunan niteliklerden özellikle çevresel niteliklerinin önemi açısından gabarisinde ve cephesinde değişiklik olmamak koşulu ile taşıyıcı sisteminde, iç kısmında, iç ve dış malzemesinde değişiklik yapılabilecek yapılar,
IV. Grup Yapılar: Çevresinin gerek mimari, gerekse gabari bakımından tümü ile yenilenmiş ve tek başına koruma şansını kaybetmiş veya,
Mimari özelliğini tümü ile yitirmiş, veya,
Kamu yararına kaldırılması gerekli olan taşınmaz kültür varlığı yapılar olup, gerek görüldüğünde röleveleri veya yeterli miktarda fotoğrafları koruma kuruluna iletilip, karar alındıktan sonra yıkılarak yerine Koruma Kurulunun önerisi doğrultusunda uygulama yapılabilecek yapılar ” olarak belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; yapının “Korunması Gerekli Kültür Varlığı” olarak tesciline ilişkin 17/11/1995 tarihli İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun (Mülga) … tarih ve … sayılı ilke kararında koruma grupları dört ayrı grup şeklinde sınıflandırılmıştır. İstanbul II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun … tarih ve … sayılı tescil kararında ise anılan ilke kararına göre yapının koruma grubuna ilişkin bir belirlemeye yer verilmemiştir. Davacının tescil kararının kaldırılması talebiyle yaptığı 24/01/2006 tarihli başvurusu üzerine, İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararıyla … parselde bulunan yapının tescil kaydının kaldırılması talebinin uygun olmadığına, tescil kaydının devamına ilişkin kararda 11/06/2005 tarih ve 25842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmelik’in 5. maddesi uyarınca yapının koruma grubunun II olarak belirlenmesine karar verildiği, davacının bila tarihli (dosya içeriğinden 2016 yılı içerisinde olduğu anlaşılan) dilekçe ile “yapının grubunun II. Grup olarak belirlenmesine dair kararın, kurulun uzmanlarınca tekrar değerlendirilerek yapının tescilinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan … tarih ve … sayılı yüksek kurul kararı ile belirlenmiş olan IV. Grup yapılar sınıfında değerlendirilmesi” talebinde bulunması üzerine dava konusu işlemlerin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu yapının kültür varlığı olarak tesciline ilişkin … tarih ve … sayılı kararda yapının 20. yüzyıl başlarına tarihlendirilebilecek nitelikte olduğu belirlemesi karşısında, yapının yapım tarihinin en azından yaklaşık olarak belirlenmesinin tescil kararına dayanak teşkil ettiği için önemli olduğu ortadadır. Dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmazla ilgili tescil kararının alınması için başvuruda bulunan şahısların murisi …’un anılan taşınmazı 01/10/1966 tarihinde satın aldığı, taşınmazın tapu kaydında şerh ve beyanlar hanesinde 09/02/1967 tarihli muvakkat inşaat şerhine ilişkin bir kayıt bulunduğu dikkate alındığında; taşınmaz üzerindeki tescile konu yapının satın alma sırasında mevcut olan bahçeli ev olarak nitelendirilen yapı mı, yoksa anılan şerhe konu eski yapının yerine yapılan bir yapı mı olduğu hususunun da açığa kavuşturulması gerektiği açıktır.
Bu durumda, … tarih ve … sayılı yüksek kurul kararının tescil işlemi esnasında yürürlükte olduğu, davacının başvurusunu yaptığı tarihte ise anılan düzenlemenin yürürlükte bulunmadığı dikkate alındığında davacının talebi hakkında bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın verilen kararda hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2021 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.