DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/122 E. , 2021/3561 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/122
Karar No : 2021/3561
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2017/6208, K:2020/3717 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2017/6208, K:2020/3717 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …. Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”ndan; davacı tarafından …ve …GSM numarasından, …ve …IMEI numaralı cihazlarla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, hakim adaylığı döneminde örgütün staj evlerinde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt içerisinde grup sorumlusu olarak görev yaptığına, örgütün talimatıyla yıllık kurulunda yer aldığına, örgüt yapılanmasında beşinci derecede konumlandırıldığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında hakkında soruşturma yürütülen ve yine FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme programı olan Bylock programını kullanan birçok şahısla irtibat halinde olduğunu içerir HTS kayıtlarının, davacı hakkında kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkı dahil, adil yargılanma hakkının hiçbir güvencesine uyulmadan kamu görevinden çıkarılmasının medeni hak ve yükümlülüklere dair açık bir aykırılık oluşturduğu, Danıştay Dairesinin ise mutlak bir zorunluluk olan savunma hakkının tanınmamasına rağmen bu hususu açıklamadan ve gereğini yapmadan davanın reddine karar verdiği, şahsına yönelik bireysel ve somut tek bir gerekçe sunulmadığı, şahsıyla ilgisi olmayan birtakım olaylar sıralanarak suç ve cezaların şahsiliği ilkesi de çiğnenmek suretiyle sübjektif ve toptancı bir değerlendirme ile şahsının da aralarında bulunduğu binlerce hâkim ve Cumhuriyet savcısının meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu haliyle AİHS’nin 6/1, 6/2 maddeleri ile Anayasa’nın 159/10 ve 36. maddelerinin ihlal edildiği, kamu hizmetine girme hakkına doğrudan aykırı davranıldığı, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, 667 sayılı KHK’da üyelik, mensubiyet, irtibat, iltisak kavramlarının içeriğinin belirtilmediği, hangi eylemlerin bu kavramlara girdiği hususunun HSK’ya bırakıldığı, irtibat ve iltisak kavramlarının ceza kanunlarında suç olarak tanımlanan kavramlardan olmadığı, başlı başına belirlilik-açıklık-öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu, ayrıca hangi eylem veya davranışların madde kapsamına girdiği belirtilmediğinden idareye keyfi işlem imkânı tanındığı, geriye yürümezlik prensibi gereği, ilgili KHK’nın, yürürlük tarihinden önceki işlem ve eylemlere uygulanmaması gerekirken bu temel hukuk kuralının yok sayıldığı, tanık beyanlarının yasal şartları taşımadığı, soyut nitelikte olduğu ve maddi hiçbir delile dayanmadığı, itirafçı beyanlarının delil niteliğinin olmadığı, ByLock programını kullanmadığı, buna ilişkin verilerin yasal delil niteliğinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2017/6208, K:2020/3717 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 30/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.