Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/8987 E. 2015/2549 K. 06.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8987
KARAR NO : 2015/2549
KARAR TARİHİ : 06.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi…
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu …köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 4 parsel sayılı taşınmaz orman vasfıyla …adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili, 23.05.2005 havale tarihli dava dilekçesinde, bu taşınmazın, kadimden beri…köyü köylüleri tarafından mera olarak kullanıldığını, orman sayılan yerlerden olmadığını,…köyü sınırlarını gösteren hudutnameye göre de taşınmazın…köyü sınırları içinde kaldığını iddia ederek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını ve kullanım hakkının…köyüne ait bulunduğunun tespitini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedenlere dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yörede, 1998 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4. maddesi uyarınca yapılmış kadastro çalışması bulunmaktadır.
Mahkemece, kadastro tutanağının 31.03.1998 tarihinde kesinleştiği, tespitin kesinleşmesinden sonra 3402 sayılı Kanunun 16/D ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre içinde sadece tapu kaydına dayanılarak tapu kaydının iptali ve tescilinin istenebileceği, davacının ise zilyetliğe dayandığı gerekçesiyle davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; verilen karar, dosya kapsamına uygun değildir. Çekişmeli taşınmaz, 6831 sayılı Orman Kanununa göre ve orman kadastro komisyonları tarafından değil; 3402 sayılı Kadastro Kanuna göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında ve aynı Kanunun 4. maddesi uyarınca orman vasfıyla …adına tespit edilmiş; kadastro tespitleri 3402 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince askı ilanına çıkarılmıştır. Kadastro çalışmaları 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmış bulunduğundan, somut olayda, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinin değil, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinin uygulanması zorunludur.
3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” hükmü yer almakta olup; maddede, 10 yıllık hak düşürücü süre, tapuya dayanma koşuluna bağlanmamıştır.
Çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağı, 3402 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca askı ilanına çıkarılmış ve tespite itiraz edilmediğinden 31.03.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Dava ise, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan, 23.05.2005 tarihinde açılmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece, hak düşürücü süre içinde açılmış bulunan davada, işin esasına girilip tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına yanlış anlam verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 02/04/2015 günü oy birliğiyle karar verildi.