DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/3369 E. , 2021/3513 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/3369
Karar No : 2021/3513
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av….
İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 26/12/2019 tarih ve E:2016/58461, K:2019/6791 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile anılan karar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/12/2019 tarih ve E:2016/58461, K:2019/6791 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Yine, Hâkim/Savcı Adaylığı Döneminde Adalet Akademisi Yıllık (Albüm) Kurulu Üyeliği yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra hakkında çıkarılan yakalama kararı nedeniyle bir aydan fazla işe gitmediğinden dolayı davalı idarece on günden fazla işe gitmediğinden bahisle hakkında müstafi sayılma kararı verilerek 2016 yılı Ağustos bordrosu düzenlenmediği ve müstafi sayılan bir kişi hakkında ayrıca meslekten ihraç kararı verilemeyeceği ileri sürülmesine karşılık, darbe teşebbüsünden bir gün sonra yani 16/07/2016 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve … sayılı kararı ile davacının da aralarında bulunduğu bir kısım hakim ve savcının üç ay süreyle tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına karar verildiği ve devam eden süreçte davacının dava konusu işlemle meslekten çıkarılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı; buna göre, görevden uzaklaştırma süresi içerisinde fiilen göreve gitmesi gibi bir yükümlülüğü bulunmayan davacının on günden fazla göreve gelmediğinden bahisle müstafi sayılması hukuken mümkün olmadığından, davacının söz konusu iddiasının yerinde görülmediği, davacı tarafından da, dava dosyasına, iddiasını doğrular nitelikte müstafi sayıldığına ilişkin herhangi bir karar ya da belge de sunulmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun 2. Dairesinin görevinin, Genel Kurula verildiği ancak usul hükümlerinde bir değişiklik yapılmadığı yani Genel Kurulun 2802 sayılı Kanun’un 71. maddesi ile bağlı olarak karar vermesi gerektiği; savunma alma şartının da bu düzenlemede kaldırılmadığı fakat HSK Genel Kurulu tarafından usulüne uyulmadan ve savunma alınmadan dava konusu işlemin tesis edildiği; savunma hakkının kullanılması için Mahkemenin delil ve belgeleri yargılama aşamasında davacıya tebliğ etmesi gerektiği ve usuli eksiklikleri mahkemenin kendisinin tamamlayamayacağı; dava konusu işlemin basit, delilsiz, usul hükümlerine aykırı, gerekli ve ölçülü olmayan bir işlem olduğu; kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmadan dava konusu işlemin tesis edildiği; tanıkların ne işlemin tesisi sırasında ne de mahkemede dinlendiği yani bağımsız mahkemeler tarafından alınmış tanık ifadeleri olmadığı ve ihraç kararından sonraki tarihlerde alınan ifadeler olduğu; ByLock delilinin yasak delil niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/12/2019 tarih ve E:2016/58461, K:2019/6791 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 30/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.