Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/23042 E. 2015/29073 K. 23.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23042
KARAR NO : 2015/29073
KARAR TARİHİ : 23.11.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 29/09/2014 tarih, 2013/230031-2014/17301 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibine başlandığı, örnek 6 numaralı icra emrinin tebliği üzerine, borçlu şirket kayyumunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda, hesap kat ihtarnamesi ve icra emrinin iptalini istediği, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK.’nun 150/ı maddesine göre, krediyi kullandıran taraf, borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter marifetiyle borçluya (krediyi kullanan tarafa), kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ettiği takdirde, icra müdürlüğünce borçluya icra emri gönderilir. Bunun için ipotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmesi şart değildir. Aynı maddeye göre, krediyi kullanan borçlu, noter aracılığı ile 8 gün içinde hesap özetine itiraz ettiğini ispat ettiği takdirde, hesap kat ihtarnamesinde talep edilen borç miktarına şikayet yoluyla karşı koyma hakkı kazanır.
Bu maddede 4949 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler, bankalar ve kredi veren kuruluşlar lehine getirilmiş uygulamalar olup, borçluların, cari hesabın kesilmesine, hesap özetine ve tazmin talebine ilişkin tebligatları almamak suretiyle takibin başlatılmasını geciktirmeleri önlenmiş bulunmaktadır. Yapılan bu düzenlemelerle, kredi sözleşmelerindeki adrese çıkarılan hesap özetlerine bir ay içinde itiraz edilmemesi halinde, hesap özetinin içeriği takip hukuku yönünden kesinleşecektir. Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar, İİK.nun 68/1.maddesinde belirtilen belgelerden sayılırlar. Borçlu, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten sonra genel mahkemede açacağı bir dava ile ileri sürebilecektir. Aynı şekilde İİK.nun 150/ı. maddesi kapsamında ipotekli takiplerde, tebligatın İİK.nun 68/b koşullarında yapılmış sayılması ve itiraz edilmemiş olması halinde, ilamlı takip kesinleşmiş kabul edileceğinden, icra mahkemesinin incelemesi, ancak borcun sona erdiği veya ertelendiği iddiaları yönünden
olabilecek, borçlu yetkili mercilerce re’sen düzenlenmiş veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde, icra mahkemesinde ya da mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edebildiği takdirde borcundan kurtulabilecektir.
Görüldüğü üzere ilgili hükümler bankalar ve kredi veren kuruluşlar lehine konulmuş olup, borçlunun durumunu ağırlaştırıcı niteliktedir. İtiraz edilmeyen bir ihtarname ile alacaklar 68’deki belge veya ilam niteliği kazanmaktadır.
Buraya kadar yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, İİK.nun 150/ı maddesinden, ancak bankalar ve kredi veren kuruluşların yararlanabileceğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle alacaklının İİK. nun 150/ı maddesi kapsamında kısa, orta ve uzun vadeli kredi kullandıran bir kuruluş olup olmadığı ve anılan madde hükmünden yararlanıp yararlanmayacağının belirlenmesi gerekir. Bu madde kapsamında olduğunun tespiti halinde ise, takip dayanağı ipoteğin geçerli olup olmadığı hususunda, ipoteğin düzenlendiği ülke hukukunu ve dilini bilen uzman bir bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, borçlunun icra mahkemesine başvurusu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu anlamında bir dava olmayıp takip hukukuna özgü başvuru şekli olan şikayet niteliğindedir. Şikayetin, şikayet eden ve şikayet olunan (karşı taraf) olmak üzere iki tarafı olup, davaya müdahale söz konusu olamaz. Zira şikayet, mümkün olduğu kadar çabuk sonuçlandırılmalıdır. Katılma yolu ile müdahalede bulunan kişiye, şikayet süresinden sonra talepte bulunma imkanı tanınamaz. Bu nedenle ….’nin fer’i müdahil olarak davaya kabulü de doğru değildir.
O halde, mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İİK.nun 150/ı maddesinde yer alan düzenlemeden, yalnızca bankaların faydalanacağı gerekçesi ile bozulduğu anlaşılmakla, alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının Dairemizce yukarıda yazılı değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29/09/2014 tarih ve 2013/23001 E.-2014/17301 K.sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 23.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.