Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/2971 E. , 2021/5455 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/2971
Karar No:2021/5455
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Elektrik Dağıtım A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … A.Ş. Genel Müdürlüğü (…)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket ile davalı arasında akdedilen Sistem Kullanım Anlaşması’nın “Cezaî şartlar” başlıklı 9. maddesinin ihlâl edildiğinden bahisle davalı tarafından düzenlenerek tahakkuk ettirilen Aralık 2013 dönemine ilişkin .. tarih ve … sayılı yazı ile bildirilen 1.750.103,96-TL tutarlı sistem kullanım ceza faturasının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .. İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacı şirket ile davalı arasında 29/03/2013 tarihinde imzalanan İletim Sistemi Sistem Kullanım Anlaşması’nın “Cezaî şartlar” başlıklı 9. maddesinde yer alan düzenlemenin ihlâl edildiğinden bahisle, Aralık 2013 dönemine ilişkin … tarih ve … sayılı yazı ile bildirilen … tarih ve …. nolu 1.750.103,96-TL tutarlı sistem kullanım ceza faturasının düzenlendiği, davacı tarafından bu faturaya karşı yapılan 27/01/2014 tarihli itiraza cevap verilmemesi üzerine bakılan davanın açıldığı,
Mevzuat ve sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, elektrik iletim hizmetinin tekel niteliğinde bir kamu hizmeti olduğu, bu hizmetin bir yasal tekel olan TEİAŞ tarafından gerçekleştirildiği, elektrik dağıtım hizmetinin ise bölgesel tekel niteliğinde bir kamu hizmeti olduğu ve davacı şirket gibi lisanslı dağıtım şirketleri tarafından yerine getirildiği, iletim hizmetinin elektrik dağıtım şirketleri açısından zorunlu unsur niteliğinde olduğu ve bu hizmetin bir kamu tüzel kişisi ve doğal tekel olan TEİAŞ ile dağıtım şirketleri arasında akdedilen sistem kullanım ve bağlantı anlaşmaları ile gerçekleştirildiği, bu bağlamda bu sözleşmelerin bir kamu hizmetinin ifası amacıyla akdedildiği, anlaşmanın TEİAŞ tarafından hazırlandığı, sözleşme hükümlerinin aynı zamanda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nca (EPDK) çıkarılan ikincil düzenlemelerde de yer aldığı, dağıtım şirketinin, lisansa konu faaliyeti yürütebilmesi açısından bu anlaşmaların imzalanmasının zorunlu olduğu, bu çerçevede sözleşme serbestisinden söz edilemeyeceği, EPDK’nın sözleşmenin genel hükümlerinde tek taraflı olarak değişiklik yapma yetkisine sahip olduğu, sözleşmede ödenmesi öngörülen bedellerin EPDK tarafından belirlendiği, söz konusu bedellerin ödenmesinde gecikmeye düşülmesi hâlinde 6183 sayılı Kanun uyarınca faiz uygulanacağı, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde tarafların EPDK’ya başvurabilecekleri, uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin EPDK kararlarının bağlayıcı olduğu, bu bağlamda, sistem kullanım anlaşmalarının özel hukuku aşan bir rejime tabi olduğu ve tüm değerlendirme kıstasları açısından idari sözleşme özelliklerini taşıdığında kuşku bulunmadığı, idari sözleşmelere, özel hukuk sözleşmelerinde olduğu gibi, tarafların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa etmeleri amacıyla cezaî hükümler konulmasına engel olan bir yasal düzenleme bulunmadığı,
Mahkeme’nin 11/12/2019 tarihli ara kararıyla, işleme esas alınan ihlâllerin listesi, tutarlar ve hesaplama metodu belirtilerek düzenlenmiş olan hesap tablosu ve muhteviyat çizelgesinin istenildiği, Mahkeme kayıtlarına 06/01/2020 tarihinde giren cevabi yazı ile, 1.750.103,96-TL olan faturanın 805.949,08-TL’sinin “fider açması” ihlâline, 944.154,88-TL’sinin ise “reaktif enerji sınır değeri aşımı” ihlâline ilişkin olmak üzere, yapılan ihlâllerin listesi ve karşılığı olan ceza tutarlarının bildirildiği, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan İletim Sistemi Sistem Kullanım Anlaşması’nın 9. maddesinde yer alan cezaî müeyyidelerin taraflar arasında bağlayıcı olduğu dikkate alındığında, davalı idarece yapılan tespitlere göre Aralık 2013 dönemine ilişkin 1.750.103,96-TL tutarlı sistem kullanım ceza faturası tahakkuk ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacı tarafından, herhangi bir ihtarda bulunulmadığı, tarımsal sulama nedeni ile gerilim dalgalanmaları olduğu, özelleşen şirketten ödeneksizlik nedeniyle yapılamayan yatırımları yapmasının beklenilemeyeceği ileri sürülmekle birlikte, işlem tarihinde yürürlükte olan anlaşmada, hizmetin ve cezaî yaptırım konusu fiillerin niteliği de dikkate alınarak uyarı müessesesi getirilmediği, özelleştirme ile, özelleştirilen işletmelerin sadece hak ve menfaatlerinin değil görev ve yükümlülüklerinin de üstlenildiği açık olduğundan, bu iddianın yerinde görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sistem kullanım anlaşmasının özgür iradeyle imzalanmadığı, kanunilik ilkesinin ihlâl edildiği, ceza faturasına konu miktarların ne şekilde hesaplandığının belirsiz olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, tek taraflı düzenlendiği iddia edilen sistem kullanım anlaşmasının standart sözleşmelerden ve genel işlem koşullarından farklılık arz ettiği, bu anlaşmanın sistem gereklerine ve mevzuata uygun olarak hazırlanmasının zorunlu olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.