Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/29916 E. 2015/29904 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/29916
KARAR NO : 2015/29904
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi üçüncü kişinin, usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda şikayetin aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği ve şikayetçinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine 6099 sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/8.maddesi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2.maddesi uyarınca, tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda, buna ilişkin kaydın, tebliğ evrakı üzerine yazılması zorunludur. Bir diğer anlatımla, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercii tarafından, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın TK’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması gerektiğine dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur.
Somut olayda, şikayetçiye gönderilen gerekçeli kararın, Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, ancak, tebliği çıkaran mercii tarafından tebliğ evrakı üzerine, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair kayıt düşülmediği görülmektedir. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, tebliğ evrakında, tebligatı çıkaran merciin anılan şekilde şerhi olmadığı halde salt “mernis adresi” ibaresine dayanılarak tebliğ memurunun 7201 SK.nun 21/2.maddesine göre tebligat yapması usulüne uygun değildir.
Kaldı ki, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10.

maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Yasanın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Şikayetçinin bilinen en son adresine, bu adres, adres kayıt sistemindeki adres olsa dahi, daha önce bir tebligat çıkarılmaksızın Tebligat Kanunu’nun 10/2.maddesine aykırı şekilde doğrudan aynı Kanunun 21/2.maddesi gereğince tebligat yapılması da usulsüzdür.
Bu durumda, şikayetçiye gerekçeli karar usulüne uygun tebliğ edilmediğinden, 7201 sayılı Kanunun 32.maddesi gereğince, öğrenme tarihine göre temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, Büyükçekmece 1.İcra Mahkemesinin 09/10/2015 tarih ve 2015/785 E.-733 K.sayılı temyiz talebinin süre aşımı nedeniyle reddine dair kararının oybirliğiyle kaldırılmasına karar verildi.
Şikayetçinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi:
İİK.nun 134/2.maddesine göre; ihalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içerisinde duruşma yapar ve taraflar gelmese bile icap eden kararı verir.
Somut olayda, yukarıda açıklanan maddeye aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verildiği görülmektedir.
O halde, mahkemece, İİK.nun 134/2. maddesi uyarınca duruşma açılarak, varsa tarafların delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.