Danıştay Kararı 6. Daire 2018/6979 E. 2021/14601 K. 29.12.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/6979 E.  ,  2021/14601 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/6979
Karar No : 2021/14601

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN
(DAVACILAR) : …Varisleri
1- …

10- …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay Altıncı Dairesince verilen 25/12/2017 tarihli, E:2013/5239, K:2017/11721 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …DÜŞÜNCESİ: Kararın esasa ilişkin kısmına karşı yapılan karar düzeltme isteminin reddedilmesi, reddedilen maddi tazminat bakımından davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmı bakımından karar düzeltme isteminin kabul edilerek Mahkeme kararının bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki “Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.” kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi.
Düzeltilmesi istenilen Mahkeme kararının esasa ilişkin kısmı incelendiğinde;
Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Anılan kısım yönünden kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar adı geçen Yasa maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır.
Düzeltilmesi istenilen Mahkeme kararının, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince;
Mahkeme kararının maddi tazminat isteminin reddi üzerine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 25/12/2017 tarihli, E:2013/5239, K:2017/11721 sayılı kararının bu kısmı kaldırılarak işin esası incelendi:
Dava, …tarihli, …sayılı belediye encümeni kararıyla yapılan parselasyon işlemiyle kendilerine …ada, …parsel sayılı taşınmazın verilmesi gerekirken …ada, …parsel sayılı taşınmaz verildiğinden bahisle iki taşınmaz arasındaki değer farkı olan 800.000,00-TL tazminatın 13.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve toplam 50.000,00-TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi ve …ada, …parsel sayılı taşınmaz üzerinde idare lehine konulan 18.000,00-TL’lik ipoteğin kaldırılması talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, davacılar tarafından …tarih ve …sayılı belediye encümen kararı ile yapılan parselasyon işlemine karşı dava açılmadığı, işlemin davacılar açısından kesinleştiği, daha az değerli olan yerden yapılan tahsiste hukuka uyarlık bulunmadığı yolundaki iddiaların söz konusu parselasyon işlemine karşı açılacak davada ileri sürülebileceği, dava konusu edilmeyen parselasyon işlemi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmininin istenilmesine hukuken olanak bulunmadığı, ipoteğin kaldırılması talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve 43.450,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiş, bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü bulunmaktadır.
Bir tam yargı davasında davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlâl ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesince verilen 07/11/2013 tarihli B. No:2012/791 sayılı kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararına atıfla; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi tutulabileceği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların; ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması hâlinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 1. fıkrası ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak kanunla belirlenen şartları olmakla birlikte; mahkemelerin, yargılama usûllerini uygularken, bir yandan, davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usûl şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren bir tarifenin hazırlanacağı; 169. maddesinde, yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağı belirtilmiştir.
Alıntısı yapılan düzenlemelerden açıkça anlaşıldığı üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin amacı, avukatların mesleklerini icra ederken hak edecekleri ücret için belli bir asgari sınır getirmektir. Bir başka ifade ile yapılan hukuki yardımın niteliği veya niceliği ne olursa olsun, avukatın verdiği hukuki hizmetin maddi karşılığının belli bir miktarın altına düşmesini engellemektir.
Öte yandan, yargının kurucu unsurlarından olan savunmayı temsil eden avukatın, Avukatlık Kanununun 164. maddesinde öngörüldüğü üzere, emek ve mesaisinin dikkate alınmasının yanı sıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer verilmemesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Yargılama giderleri” başlıklı 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda yasa gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 332. maddesinde, yargılama giderlerine mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde; “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” ve “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 12. maddesinde ise; “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.333,33 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinde; manevi tazminat istemlerinde hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin özel düzenleme yapılmış olup manevi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyecek ve manevi tazminat isteminin tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre (maktu olarak) hükmolunacak, manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekâlet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilecektir.
Söz konusu Tarife’de, maddi tazminat davalarında hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin manevi tazminat davalarında olduğu gibi özel ve ayrık bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir; ancak maddi ve manevi tazminat davaları için Tarifede öngörülen vekâlet ücreti sistematiğinin, avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile hak arama özgürlüğünün kısıtlanması açısından değerlendirilmesi ve bu kavramların adil ve orantılı olarak dengelendirilmesi amacıyla irdelenmesi gerekmektedir.
Tarifede manevi tazminat isteminin tümüyle reddedilmesi durumunda, maktu vekâlet ücretine hükmedileceği belirtilirken, maddi tazminat isteminin tümüyle reddi halinde bu yönde bir özel düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yine, manevi tazminat isteminin kısmen reddedilmesi durumunda, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek nispi vekâlet ücretinin, davacı vekili lehine belirlenen nispi vekâlet ücretini geçemeyeceği belirtilirken, maddi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda bu şekilde ayrık bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.
Tazminat isteminin tamamının veya bir kısmının reddedildiği hâllerde, düzenleme açısından durum bu şekilde ikili bir ayrıma tabi tutulmakta ise de maddi ve manevi tazminat istemlerinden birinin diğerine göre daha farklı ve daha fazla çaba, gayret ve emek sarf edilmesine gerek göstermemesine karşın, maddi ve manevi tazminat istemleri açısından vekâlet ücretlerinin farklı şekilde belirlenmesi, avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile alınacak vekâlet ücreti arasında orantısızlık yaratacağı sonucuna varıldığından, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesinde tanımlanan avukatlık ücreti kavramı ile bağdaşmamaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince maddi tazminat istemi bakımından davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararın esasa ilişkin kısmı yönünden kararın düzeltilmesi isteminin reddine, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden ise kararın düzeltilmesi isteminin kabul edilerek temyize konu …. İdare Mahkemesince verilen …tarihli, E:…, K:…sayılı kararın bu kısmının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 29/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.