Danıştay Kararı 8. Daire 2019/5428 E. 2021/7119 K. 29.12.2021 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/5428 E.  ,  2021/7119 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5428
Karar No : 2021/7119

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü – …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Şehircilik Ana Bilim Dalı’nda 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından; görev süresinin uzatılmasının uygun bulunmadığına ilişkin kararın ve atamasının yenilenmemesi sonucu üniversite ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Rektörlük Makamı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… kararda; davacının 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında görevi devam etmekte iken, yapılan mevzuat değişikliğiyle Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı kapsamında 33 üncü maddenin (a) fıkrası uyarınca araştırma görevlisi kadrosuna atanmış olanların araştırma görevlisi kadrosunda bulunanların statüleri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın 50 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen statüye dönüştürüldüğü, daha sonraki süreçte ise 50. maddenin (d) fıkrası uyarınca araştırma görevlisi kadrosuna atanacaklar konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, 13/06/2017 tarihini itibariyle görevinden uzaklaştırılan, daha sonra 08/07/2018 tarihli 30472 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan KHK’nın ekli listesi ile kamu görevinden çıkarılan, ayrıca yeniden atama teklifi olumsuz değerlendirilen davacının, görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemin idarenin takdir yetkisi sınırları içinde ve hukuka uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, İdare Mahkemesinde belirtildiğinin aksine müvekkilinin davalı üniversiteye ÖYP kapsamında değil cari usul diye adlandırılan usul ile araştırma görevlisi kadrosuna atandığı, davacının hiçbir şekilde 50/d statüsüne alınmadığı, davalı idarece takdir hakkının objektif nitelik taşıyan, ciddi ve inandırıcı sebeplere dayandırmadan kullandığı, davacının görev yaptığı Mimarlık Fakültesi Dekanlığı’nın görev süresinin uzatılması teklifine rağmen dava konusu işlemin tesis edildiği, müvekkil ile aynı koşullarda bulunan ve aynı sebeple disiplin soruşturması açılan araştırma görevlilerinin görev süresinin uzatıldığı, öte taraftan davacının görev süresinin uzatılmamasına grekçe olarak gösterilen ceza soruşturmasının beraat ile sonuçlandığı ve istinaf edilmeden kesinleştiği ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı ile birlikte 10/01/2016 tarihli akademisyenler bildirisinde adı geçen 13 akademisyen hakkında disiplin ve ceza soruşturması başlatıldığı ve ceza soruşturmalarının halen derdest olduğu, davacının da 08/07/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı hususları göz önüne alındığında kamu yararı gözetilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının ilk olarak … Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Şehircilik Ana Bilim Dalın’a 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak 04/02/2013 tarihinde atandığı; bu tarih sonrası her yıl görev süresinin usulüne uygun olarak uzatıldığı, son olarak 04/02/2018-04/02/2019 tarih aralığında görev süresi uzatma talebinin, davacının “Barış İçin Akademisyenler” bildirisi olarak bilinen metni “Bu suça ortak olmayacağız” ibaresiyle imzalayan akademisyenlerden olması sebebiyle bildiri metninin Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar tarafından hazırlandığı yönünde davacı hakkında adli ve idari soruşturmaların bulunması gerekçe gösterilerek Rektörlük işlemiyle görev süresinin uzatılmamasına karar verilmesi üzerine iş bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Kanun’un ”Araştırma görevlileri, uzman, çevirici ve eğitim – öğretim planlamacıları” başlığını taşıyan 33. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle (a) bendinde; araştırma görevlilerinin, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu; bunların ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanacakları; atanma süresi sonunda görevlerinin kendiliğinden sona ereceği; bunların aynı usulle yeniden atanabileceği hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda; davacı hakkında 11/01/2016 tarihinde internet üzerinde yayınlanan “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriye imza attığından bahisle 15/01/2016 tarihinde idari soruşturma başlatıldığı ve aynı zamanda “Halkı Kin ve Düşmalığa Alenen Tahrik Etme Suçu ve Suçluyu Övmek, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisini Alenen Aşağılama” suçlarını işlediğinden bahisle … Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturmanın başlatıldığı, dosyanın yetkisizlik kararı ile … Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği görülmektedir.
Dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildiriye imza atan ve Anayasa Mahkemesi’nin … tarih, … Başvuru Nolu “… ve Diğerleri” konulu kararında; başvurucuların imzalamış oldukları ve basında “bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin, nesnel anlamı gözetildiğinde bir bütün olarak PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına, silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesinin mümkün görünmediği, somut olayın koşullarında başvuruya konu bildirinin internette yayımlanmasının devlet ve toplum hayatında olumsuz sonuçlar doğurduğu, devletin terörle mücadele faaliyetleri üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu göstermediği, hazırlanmasında veya imzalanmasında güdülen diğer amaçlar ne olursa olsun ve hangi dil ve üslup kullanılırsa kullanılsın nihai olarak bildiride o tarihlerde sürmekte olan çatışmaların sona erdirilmesi talebinin baskın olduğu, bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerektiği belirtilerek başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade “özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verilerek başvurucuların başvurusu kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilgili kararda özetle dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildirinin hazırlanmasının ve yayınlanmasının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan “ifade özgürlüğü” kapsamında bulunduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir.
Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı ceza davasında; Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonucu verdiği ihlal kararları, soyut ve somut norm denetiminden farklı olarak her ne kadar sadece başvuruda bulunan kişi ve başvuruya konu idari işlem ya da karar açısından geçerli ve bağlayıcı ise de Anayasa Mahkemesi’nin 26/07/2019 tarih, 2018/17635 Başvuru sayılı “Zübeyde Füsun ÜSTEL ve Diğerleri” konulu kararında, başvuruya konu bildiri ve dava konusu bildirinin aynı olması ve cezalandırılması istenen suç maddesinin de aynı olması sebebiyle dava konusu bildirinin “ifade hürriyeti” kapsamında bulunduğuna ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı ve Anayasa’nın 153/6 maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararlarının, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı yönündeki amir hükmü uyarınca, davacı hakkında terör örgütü propagandası suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir.
Hukuk devleti ilkesi gereğince; idarenin bütün eylem ve işlemleri yargısal denetime açıktır ve bu noktada, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun sağlanmasındaki en etkin araçlardan birinin de “iptal davaları” olduğu kuşkusuzdur. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1/a bendine göre; iptal davaları, idare tarafından tesis edilen işlemler nedeniyle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından anılan işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı oldukları iddialarıyla açılan davalardır.
İdari işlemlerde sebep unsuru, idari işlemden önce gelen ve onun dışında yer alan, idareyi bir işlem yapmaya sevkeden hukuki ve fiili etkenlerdir. İptal davalarında, sebep unsuru yönünden hukuki denetim yapılırken idareyi o işlemi yapmaya sevk eden gerekçelerin hukuka uygunluğunun incelemesi yapılmaktadır. Sebep unsurundaki bir sakatlığın işlemi de sakat hale getireceği tartışmasızdır.
Uyuşmazlıkta; üniversitede araştırma görevlisi olarak görev yapan ve görev süresinin sona erecek olması sebebiyle görev süresinin uzatılması talebiyle davalı üniversiteye başvuran davacının, basında yer alan akademisyenler bildirisini imzalaması nedeniyle hakkında idari soruşturma bulunması ve bu soruşturma kapsamında görevden uzaklaştırılması, İzmir ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hakkında cezai kovuşturma başlatılmış olması nedeniyle Rektörlük makamınca görev süresinin uzatılmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında yürütülen idari soruşturmanın adli soruşturma sonucuna kadar bekletilmesine karar verildiği ve adli soruşturmanın da … Ağır Ceza Mahkemesi’nın … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda; işleme dayanak olarak gösterilen adli soruşturmanın kesinleşen Mahkeme kararıyla beraat ile sonuçlandığı hususu göz önüne alındığında; oluşan yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin gerekçesinin hukuken ortadan kalktığı ve işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki karara yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte taraftan; davalı idarece davacının Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu sebeple davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüşse de; idari işlemlerin hukuki denetiminde tesis edildikleri tarihteki duruma göre hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirileceği, dava konusu işlemin de davacının görev süresinin uzatılmaması olduğu, davacının kamu görevinden çıkarılması işleminin başka bir davanın konusunu oluşturduğu, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptal edilmesinin davacı hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemini ortadan kaldırmayacağının hukuken kabulü gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
(X)- Davalar arasında bağlantı bulunması durumunda, davanın aynı maddi veya hukuki sebepten doğması veya biri hakkında verilecek olan kararın diğerini de etkileyecek nitelikte olması gereklidir. Bu durum, davalardan birinde verilecek kararın diğerinin dayanağı olmasından başka, biri hakkında verilecek kararın diğerini herhangi bir şekilde etkileyecek olması, davalardan biri hakkında karar verilmesinin diğerindeki bir takım hususları açıklığa kavuşturacak olması, birindeki kararın diğerinde kanıt oluşturması gibi durumları da kapsamaktadır. Bu yönüyle uyuşmazlıkların adil ve etkili çözümü için, davaların aralarındaki bağlantı gözetilerek incelenip karara bağlanması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 08/07/2018 tarih ve 30472 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 701 sayılı KHK’nın 1. maddesi ile kamu görevinden çıkarıldığı görüldüğünden, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin dava konusu işlem ile aralarındaki ilişki sebebiyle bağlantı kararı verilerek davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline yönelik dava ile birlikte incelenip karara bağlanması gerektiği düşüncesiyle oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.