Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/9839 E. , 2021/11329 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9839
Karar No : 2021/11329
DAVACI : …
DAVALI : … Bakanlığı
… Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “6. Elektronik Tebligatın Gönderilmesi ve Muhatabına İletilmesi” başlıklı bölümüne 19/10/2019 tarih ve 30923 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 511 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 3. maddesi ile eklenen “Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebilir. Bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olması tebligat süresini ve geçerliliğini etkilemez.” kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Düzenlemenin ilk cümlesinde “gönderilebilir” ibaresine yer verilerek, muhatabın idareye bildirmiş olduğu e-posta adresine ve cep telefonlarına bir bilgilendirme mesajı gönderip göndermeme konusunun tamamen idarenin inisiyatifine bırakıldığı, ikinci cümlesinde de “herhangi” ibaresine yer verilerek, idarenin kusurundan dolayı bile olsa, gönderilen mesajların muhataba iletilememesinin, tebligatın geçerliliğini etkilememesine yol açıldığı, bu şekilde idareye keyfi şekilde kullanılabilecek bir yetki verilerek, verginin belirliliği ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı bir durum oluşturulduğu, düzenleme ile mükelleflere e-tebligat adresini beş günde bir kontrol etme yükümlülüğünün getirildiği, düzenlemenin hak arama hürriyetini kısıtladığı ve dayanağı 213 sayılı Kanun’un 107/A maddesinde tebliğe elverişlilik esas alındığı halde, tebellüğ imkanlarını sınırlandırdığı, 511 Sıra No’lu Tebliğ ile getirilen düzenlemeden önce 456 Sıra No’lu Tebliğ’de bilgilendirme mesajlarına dair açık bir düzenleme bulunmadığı, ancak, 456 Sıra No’lu Tebliğ ekindeki e-tebligat sistemi başvuru formlarında mükelleflerin bilgilendirme tercihlerinin sorulması sebebiyle, idarenin, formlardaki bu alanı dolduran mükellefleri e-posta ve/veya kısa mesaj yolu ile bilgilendirme borcu altına girdiği, dava konusu düzenlemenin ise bu borcu ortadan kaldırdığı, düzenlemenin, mükelleflere ait elektronik adres olarak dikkate alınabilecek olan e-posta adresi ve mobil telefon numarasını tamamen etkisizleştirerek, idare tarafından oluşturulan elektronik adresi, muhatapların mali tebligatlardan haberdar olacağı yegane adres haline getirdiği, dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Düzenlemenin, dayanağı olan 213 sayılı Kanun’un 107/A maddesinde verilen yetki dahilinde olduğu, elektronik tebligat adresinin, internet vergi dairesi bünyesinde oluşturulmuş ve her bir mükellef için ayrı olarak tanımlanmış tebliğe elverişli elektronik ortamı ifade ettiği, bu adresin e-posta adresi ve cep telefonu numarası ile hiçbir irtibatının bulunmadığı, mükelleflerin, elektronik tebligat şifresinin kendilerine verilmesi ile birlikte e-tebligat sistemine dahil olduklarını ve kendilerine e-tebligat yapılacağını bildikleri, elektronik ortamda kendilerine tebliğ yapıldığına dair mükelleflere gönderilen kısa mesaj ve/veya e-postanın sadece bilgilendirme amacı taşıdığı, hukuki bir zorunluluk olmadığı ve tebligatın geçerliliğini de etkilemeyeceği, 213 sayılı Kanun’un 107/A maddesi gereğince, elektronik imzalı tebliğ evrakının, muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı, bunun dışında muteber bir e-tebligat işlemi için Kanun’un öngördüğü başka bir işlem veya şartın bulunmadığı, bilgilendirme mesajı için e-posta veya cep telefonu seçeneklerinin mükellefin tercihine bağlı olarak belirlenmesi nedeniyle “gönderilebilir” ibaresine; cep telefonu operatörlerinde yaşanabilecek teknik sıkıntılar ve mükelleflerden kaynaklanabilecek sorunlar (cep telefonunun kapalı olması, e-posta kutusunun dolu olması vb.) nedeniyle de “herhangi bir nedenle” ibaresine yer verildiği, e-tebligatın geçerliliğinin, bilgilendirme mesajlarının gönderimi için kullanılan ancak denetimi mümkün olmayan kısa mesaj ve e-postaya bağlanmasının, işleyişin karmaşık ve suistimale açık hale gelmesine neden olacağı ve tebligatın yapıldığı tarihin belirlenmesi ve yasal sürelerin başlaması açısından tamamen tartışmaya açık bir durum oluşturacağı, 213 sayılı Kanun’un 107/A maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına göre, muhataplara getirilen elektronik tebligat adreslerini belirli aralıklarla kontrol etme yükümlülüğünün, günümüz teknoloji şartlarında makul olmayan bir külfet sayılamayacağı, muhatabın geçici ya da kalıcı olarak terk etmiş olma ihtimali bulunan bir adresin kapısına yapıştırılan bir pusuladan ya da ilan yoluyla yapılan bir tebligattan haberdar olabilme imkan ve ihtimaline kıyasla mevcut bir elektronik tebligat adresi aracılığıyla gönderilen bir tebligata ulaşabilirliliğinin günümüz teknoloji koşullarında aynı ölçüde zorluğa sahip olduğundan söz edilemeyeceği, 456 Sıra No’lu Tebliğin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesi kararının, Tebliğin 9. maddesi dışında kalan kısımları yönünden Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca onandığı, Adalet Bakanlığı’nca çıkarılan Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 10. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Bu madde kapsamındaki bilgilendirmelerin herhangi bir nedenle yapılamamış veya geç yapılmış olması, tebligatın geçerliliğini etkilemez.” düzenlemesinin de dava konusu düzenleme ile aynı mahiyette olduğu, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin, dayanağı Kanun hükmünün Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verdiği hak ve yetki kapsamında uyulması gereken usul ve esasların belirlenmesine ilişkin olduğu ve Kanunun uygulama alanını sınırlamadığı anlaşıldığından, bakılan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık “27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin ” Elektronik Tebligatın Gönderilmesi ve Muhatabına İletilmesi” başlıklı 6’ncı maddesine 19/10/2019 tarih ve 30923 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 511 Sıra No’lu Vergi Usul Genel Tebliği’nin 3’üncü maddesinin ikinci paragrafı ile eklenen; “Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebilir. Bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olması tebligat süresini ve geçerliliğini etkilemez” yolundaki düzenlemenin iptali istemine ilişkindir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunun 107/A maddesinde; bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak, vergi idarelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 sayılı Yasa hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda tebliğ edilmesi ile ilgili usul ve esasların belirlenmesi amacıyla, 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği yayımlanmış, Tebliğin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/05/2017 gün ve E:2015/9443 ,K:2017/4748 sayılı kararına yöneltilen temyiz istemi, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 8/11/2020 gün ve E:2017/618,K:2017/521 sayılı kararı ile; Tebliğin “Ceza Hükümleri” başlıklı 9’uncu maddesinde yer verilen düzenlemeye ilişkin hüküm fıkrası yönünden kabul edilerek Daire kararının değinilen hüküm fıkrası bozulmuş, 9’uncu maddedeki düzenleme dışındaki diğer düzenlemelere dair hüküm fıkrası yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi reddedilmiş, Kurul kararına yöneltilen kararın düzeltilmesi istemi ise Kurulun 08/11/20217 gün ve E:20171139,K:2018/4351 sayılı kararı ile incelenmeksizin reddedilmiştir.
Bu durumda, 456 Sıra No’lu Genel Tebliğinin 6’ncı maddesine 551 Seri No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 3’üncü maddesi ile eklenen ve iptali istenilen düzenlemenin, Tebliğde yer verilen, elektronik tebligatla ilgili olarak yürürlükte bulunan diğer düzenlemelere ek olarak getirildiği gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.
Dava konusu düzenlemede; kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebileceği, bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olmasının tebligat süresini ve geçerliliğini etkilemeyeceği öngörülmüştür.
Düzenlemenin dayanağı olan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinde, vergi idarelerine tebliğe elverişli elektronik adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılacak kimselere, tebligata ilişkin olarak ayrıca bilgilendirme yapılacağına ilişkin bir kural öngörülmemiştir. Öte yandan, iptali istenilen düzenlemede yer verilen; idarelerce muhataba elektronik tebligat sistemine kayıt sırasında bildirilen mobil telefon veya elektronik posta adresinden herhangi birine veya her ikisine birden bilgilendirme mesajı gönderilebileceği öngörülmekle, idarelerce muhataba ayrıca bilgi mesajı iletilmesine olanak tanınmış, ancak bilgi mesajı iletilmesi zorunlu kılınmamıştır. Bu itibarla, düzenlemenin Yasaya aykırı olduğundan söz edilemez.
Nitekim, Anayasanın 125’inci maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmış iken; 7.5.2010 tarih ve 5982 sayılı Kanunun 11’inci maddesi ile değişik dördüncü fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Maddedeki bu sınırlama, kamu idarelerine tanınan yetki uyarınca yürürlüğe konulan düzenlemelere karşı açılacak davalarda, öncelikle yasada belirlenen sınırların aşılıp aşılmadığının; belirlenen sınırlar dahilinde kullanılan yetkinin de, yine Anayasanın 73’üncü maddesinde ifade edilen ”verginin yasallığı” ilkesi ile aynı maddenin birinci fıkrasında, “herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” biçiminde ifade edilen “vergilendirmede eşitlik” ilkesine ve 10’uncu maddesinde açıklanan “yasa önünde eşitlik” ilkesine uygunluğu yönünden yargısal denetime tabi tutulmasını öngörmüştür.125’inci madde hükmü ile öngörülen amaç, bu ilkeler dışında ve/veya bu ilkelerle bağdaşmayacak ölçütlerle yapılacak yargısal denetimin, idarenin takdir yetkisinin, hiç veya gereği gibi kullanılamaması gibi Hukuk Devletinde istenmeyen bir sonucun doğmasına neden olmasının önüne geçilmesidir.
Bu itibarla, idari yargı yerlerinin denetim yetkisi, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi ile sınırlı olup, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığınca, elektronik tebligat uygulamasına ilişkin olarak, ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması; Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi; Kanun hükümlerinin uygulama esaslarına ilişkin açıklamalar getirilmesi ve işlemlerin düzen dahilinde yürütülmesi amacıyla, elektronik tebligatla ilgili olarak idarelerce muhataplarına mobil telefon numarası ve/veya elektronik posta adresine bilgi mesajı iletilebileceğine dair idari düzenleyici metin niteliğindeki Genel Tebliğ hükmü ile Kanunun verdiği yetkinin aşıldığından söz edilemeyeceği gibi, bilgi mesajının her hal ve koşulda elektronik posta adresine iletilmesi gerektiğine dair yargı denetimi yapılmasının Anayasanın 125’nci maddesi ile bağdaşmayacağı da açıktır. Bu nedenle, iptali istemine konu yapılan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “6. Elektronik Tebligatın Gönderilmesi ve Muhatabına İletilmesi” başlıklı bölümüne 19/10/2019 tarih ve 30923 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 511 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 3. maddesi ile eklenen “Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebilir. Bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olması tebligat süresini ve geçerliliğini etkilemez.” kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Maddedeki bu sınırlama, kamu idarelerine tanınan yetki uyarınca yürürlüğe konulan düzenlemelere karşı açılacak davalarda, öncelikle yasada belirlenen sınırların aşılıp aşılmadığının; belirlenen sınırlar dahilinde kullanılan yetkinin de, yine Anayasanın 73. maddesinde ifade edilen ”verginin yasallığı” ilkesi ile aynı maddenin 1. fıkrasında, “herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” biçiminde ifade edilen “vergilendirmede eşitlik” ilkesine ve 10. maddesinde açıklanan “yasa önünde eşitlik” ilkesine uygunluğu yönünden yargısal denetime tabi tutulmasını öngörmüştür. 125. madde hükmü ile öngörülen amaç, bu ilkeler dışında ve/veya bu ilkelerle bağdaşmayacak ölçütlerle yapılacak yargısal denetimin, idarenin takdir yetkisinin, hiç veya gereği gibi kullanılamaması gibi Hukuk Devletinde istenmeyen bir sonucun doğmasına neden olmasının önüne geçilmesidir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesinde; bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak, vergi idarelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca elektronik ortamda tebliğ edilmesi ile ilgili usul ve esasların belirlenmesi amacıyla, 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği yayımlanmış, Tebliğ’in iptali istemiyle açılan davanın reddine dair Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/05/2017 tarih ve E:2015/9443, K:2017/4748 sayılı kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kararı ile; Tebliğ’in “Ceza Hükümleri” başlıklı 9. maddesinde yer verilen düzenlemeye ilişkin hüküm fıkrası yönünden temyiz istemi kabul edilerek Daire kararının değinilen hüküm fıkrası bozulmuş, 9. maddedeki düzenleme dışındaki diğer düzenlemelere dair hüküm fıkrası yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi reddedilmiş, sözü edilen kararın düzeltilmesi istemi ise Kurulun 21/03/20217 gün ve E:2018/85, K:2018/123 sayılı kararı ile incelenmeksizin reddedilmiştir.
Bu durumda, iptali istenilen düzenlemenin, Tebliğ’de yer verilen elektronik tebligatla ilgili olarak yürürlükte bulunan diğer düzenlemelere ek olarak getirildiği de gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.
Dava konusu düzenlemede; kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebileceği, bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olmasının tebligat süresini ve geçerliliğini etkilemeyeceği belirtilmiştir.
Düzenlemenin dayanağı olan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesiyle, tebliğe elverişli elektronik adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılacak kimselere, tebligata ilişkin olarak ayrıca bilgilendirme yapılacağına ilişkin bir kural getirilmemiş, tebliğe konu evrakın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarih esas alınarak, öngörülen beş günlük sürenin tamamlanması, tebligatın yapılmış sayılması için gerekli ve yeterli görülmüştür.
Nitekim, anılan maddenin 2. fıkrasının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru neticesinde Mahkeme, muhatabın elektronik ortamda tarafına iletilen tebligattan haberdar olabilmesinin internet vergi dairesi aracılığıyla kendi elektronik adresine erişim sağlamasına ve dolayısıyla elektronik adresini kontrol etmesine bağlı olduğunu, bu bakımdan itiraz konusu kuralın, muhataplara öncelikle elektronik posta adreslerini belirli aralıklarla kontrol etme yükümlülüğü yüklediğini, anılan yükümlülüğe beşer günlük aralıklarla uyulduğu takdirde hukuki yollara başvuru süresi yönünden herhangi bir hak kaybının olmayacağını ifade etmiştir. (AYM, E:2018/144, K:2019/72, 19/09/2019)
İptali istenilen düzenlemede, idarelerce muhataba elektronik tebligat sistemine kayıt sırasında bildirilen mobil telefon veya elektronik posta adresinden herhangi birine veya her ikisine birden bilgilendirme mesajı gönderilebileceği öngörülmekle, idarelerce muhataba ayrıca bilgi mesajı iletilmesine olanak tanınmış, ancak bilgi mesajı iletilmesi zorunlu kılınmamıştır. Bu bakımdan, düzenlemenin, dayanak Kanun maddesinin elektronik ortamda tebliğe ilişkin hükümlerinin kapsamı dahilinde olduğu açıktır.
Bu itibarla, elektronik tebligat uygulamasına ilişkin olarak, ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması, Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi, Kanun hükümlerinin uygulama esaslarına ilişkin açıklamalar getirilmesi ve işlemlerin düzen dahilinde yürütülmesi amacıyla yayımlanan Tebliğ hükmünün, üst hukuk normlarına aykırılık taşımadığı anlaşıldığından, mükellefler lehine olan ve idareye de ihtiyari bildirimde bulunma yetkisi veren dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Davacıdan alınması gereken …TL maktu karar harcından daha önce tahsil edilen …TL’nin mahsup edilerek eksik kalan …TL maktu karar harcının alınmasına,
4. Davacıdan alınması gereken …TL YD harcından daha önce tahsil edilen …TL’nin mahsup edilerek eksik kalan …TL YD harcının alınmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 29/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.