Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/975 E. 2021/3429 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/975 E.  ,  2021/3429 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/975
Karar No : 2021/3429

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 02/12/2020 tarih ve E:2017/481, K:2020/5502 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/12/2020 tarih ve E:2017/481, K:2020/5502 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, hakim-savcı sınavlarına çalışma, mülakat ve hakim adaylığı döneminde örgütün evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında yer alan tetkik hakiminin görüşlerinin tarafına tebliğ edilmediği, bu şekilde çekişmeli yargılama ilkesine aykırı bir yargılama yapıldığı, aynı şekilde görüşlerine yer verilen Danıştay savcısı tarafından yer verilen değerlendirmelerle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, mesleğini icra ederken tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerine aykırı davrandığının ileri sürüldüğü ancak bu hususa ilişkin somut bir tespite yer verilmediği; Daire kararında da yer verilen 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. ve 4. maddelerinde muğlaklıklar bulunduğu, irtibat, iltisak ve mensubiyet gibi kavramların hukuki kavramlar olmadığı, 667 sayılı KHK ile meslekten çıkarma kararı verilmesinin ve KHK’nın 3. maddesinin yürürlük tarihinden önce işlendiği iddia edilen fiillere uygulanmasının “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı olduğu gibi hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine de aykırı olduğu, kaldı ki bu düzenlemenin sadece OHAL döneminde uygulanması gerektiği göz önüne alındığında mevcut davada uygulanmasının mümkün olmadığı, yasal dayanağının bulunmadığı; süreçte AİHS ve BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nde korunan birçok temel hakkının ihlal edildiği, tarafına yöneltilen suçlamanın ceza hukuku anlamında bir suçlama olduğundan AİHS ve Anayasa’da korunan ceza hukukuna dair ilkelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği, temyize konu Daire kararında yer verilen tanık ifadelerinin soyut, afaki, cezadan kurtulma amacıyla ve baskı altında verilen ifadeler olduğu, dolayısıyla itirafçı/sanık ifadelerine itibar edilemeyeceği, bu tür delillerin yasa dışı delil kapsamında olduğu, yine bu ifadelerin açık bir duruşmada yinelenmiş beyanlar olmadığı, kaldı ki aleyhinde verilen ifadelerin 2011-2012 yıllarına ait olduğu, bu tarihlerde söz konusu yapının terör örgütü olma durumunun söz konusu olmadığı, tüm bunlar bir yana aleyhindeki itirafçı tanık/sanık ifadelerinde suç işlediğine dair bir tespite yer verilmediğinin açık olduğu; sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına dair somut bir tespitin bulunmadığı; ceza yargılamasının henüz kesinleşmediği, buna rağmen Daire kararında bu hususa yer verilerek masumiyet karinesinin ihlal edildiği, yargılamanın yaklaşık dört yıl sürdüğü, bu şekilde makul sürede yargılanma ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 02/12/2020 tarih ve E:2017/481, K:2020/5502 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.