Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/987 E. 2021/3431 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/987 E.  ,  2021/3431 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/987
Karar No : 2021/3431

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 06/07/2020 tarih ve E:2017/6996, K:2020/3153 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 06/07/2020 tarih ve E:2017/6996, K:2020/3153 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … esasına kaydedildiği ve Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, hakim savcılık staj döneminde örgüt evlerinde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen ve 24/06/2020 tarihinde kayda giren ara karara karşı beyanlarını içeren dilekçesinde; dava dilekçesindeki istemlerin yanında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesinin talep edildiği, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında yer verilen görüşlerin tarafına tebliğ edilmediği, bu şekilde çekişmeli yargılama ilkesinin ve ayrıca savunma hakkı tanımadan verilen kararda adil yargılama ilkesinin ihlal edildiği, Anayasa’da ve uluslararası sözleşmelerde geniş bir yer bulan masumiyet ilkesi olmak üzere birçok temel insan hakkının ihlal edildiği; süreçte ayrıca özel hayatına müdahale edildiği ve kendisi ve ailesi ile ilgili birçok özel bilginin toplandığı, kişisel verilerinin mahkeme ve yargı kararı olmadan toplanmaya başlandığı ve kullanıldığı, yine kararda dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin esas alındığının görüldüğü oysa ki söz konusu düzenlemenin sadece OHAL dönemi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, somut olayda işlem tarihinde olmayan mevzuat hükümlerinin uygulanmasının öngörülebilirlik ve ulaşılabilirlik yönlerinden hukuka aykırı olduğu, dolayısıyla kendisine uygulanan cezanın yasal dayanağının bulunmadığı; aleyhinde tanıklık eden itirafçı tanık/sanıkların ifadelerinin hukuken delil olarak kullanılması mümkün olmayan yasa dışı delil niteliğinde olduğu, anılanların özgür iradeleri ile ifade vermedikleri, beyanlarının soyut ve birbiri ile çelişkili iddialardan ibaret olduğu, cezadan kurtulma amacıyla baskı koşulları altında ifade vermeye zorlandıkları, kaldı ki bu ifadelerde dahi suç işlendiğine dair bir beyana rastlanılmadığı sadece geçmiş yıllarda barınma amacıyla kaldığı bir evden bahsedildiği, o dönemde söz konusu yapının terör örgütü olarak kabul edilmediği yasal olarak örgütlenmiş bir yapı olduğu, FETÖ ile süregelen bir ilişki iddiasının temelsiz olduğu, kararda buna dair somut bir delilin bulunmadığı; mesleki sınavlara örgüte ait evlerde hazırlanmadığı, katalog evlilik yapmadığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde düzenlenen adil yargılanma, özel hayatın gizliliği ilkesinin, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının, şeref itibar ve saygı hakkının, eğitim öğretim hakkının, mülkiyet hakkının, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, çekirdek haklarına müdahalede bulunulduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 06/07/2020 tarih ve E:2017/6996, K:2020/3153 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.