Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2824 E. 2021/3461 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2824 E.  ,  2021/3461 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2824
Karar No : 2021/3461

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av….

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2017/8276, K:2021/320 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2017/8276, K:2021/320 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddine karar verildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, hakimlik stajı döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgüt içerisinde kod adı kullandığına, örgütün yönlendirmesiyle örgüt içi evlilik yaptığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. ve 4. maddelerinde muğlaklıklar bulunduğu, irtibat ve iltisak kavramlarının ceza kanunlarında suç olarak tanımlanan kavramlardan olmadığı, bu ifadelerin belirlilik-açıklık-öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu; 667 sayılı KHK ile meslekten çıkarma kararı verilmesinin ve KHK’nın 3. maddesinin yürürlük tarihinden önce işlendiği iddia edilen fiillere uygulanmasının suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu gibi hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik, doğal hakim ve adil yargılanma hakkı ilkelerine de aykırı olduğu; anılan düzenlemenin sadece OHAL döneminde uygulanması gerektiği göz önüne alındığında mevcut davada uygulanmasının mümkün olmadığı, yasal dayanağının bulunmadığı, süreçte AİHS ve BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nde korunan birçok temel hakkın ihlal edildiği; hakkında yöneltilen suçlamanın ceza hukuku anlamında bir suçlama olduğundan AİHS ve Anayasa’da korunan ceza hukukuna dair ilkelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmeden, savunma hakkı, masumiyet karinesi, suç ve cezaların kanuniliği, hakimlik teminatı, ayrımcılık yasağı, özel hayatın gizliliği, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı ihlal edilerek tesis edildiği ve kişiselleştirme yapılmadığı; meslekten çıkarma kararına konu olan ve tarafınca işlendiği ileri sürülen eylemelerin işlendiği sırada anılan örgütün yasa dışı olduğuna dair verilmiş bir yargı kararının bulunmadığı; gerek adli yargı yargılamasında gerekse de idari yargıdaki yargılamalarında soyut ve genel bir örgüt yapılanmasından bahsedilmekte olduğu, silahlı terör örgütü kavramının somutlaştırılamadığı, örgüt üyeliği için gerekli olan maddi ve manevi unsurları taşımadığı; temyize konu Daire kararında tek delil olan tanık ifadeleri ile hüküm kurma şartlarının oluşmadığı, tanık ifadelerinin başka maddi delillerle desteklenmediği, dolayısıyla ortada hukuken kabul edilebilir bir tanık delilinden bahsedilemeyeceği, yine kararda yer verilen tanık ifadelerinin etkin pişmanlıktan yararlanarak cezadan kurtulmak veya daha az ceza almak amacıyla verilmiş olduğu, tanık ifadelerinin özgür irade sonucu verilmediği, tanıklardan birinin dört farklı ifade verdiği, hiç tanımadığı tanıklar bulunduğu, dolayısıyla tanıklarca atılan iftira ve mesnetsiz iddialar ile karara gerekçe oluşturulmasının sağlandığı, kaldı ki aleyhinde tanıklık eden ve suçlarını ikrar eden tanıkların halen meslekte olduğu, bu durumun hakkaniyete uygun düşmediği; Daire kararında yer verilen örgüte ait evlerde kaldığına dair tespitin de doğru olmadığı, gerek eğitim hayatında gerekse de staj döneminde kendi kiraladığı konutta ikamet ettiği; Dairenin gerekçesinin temelsiz olduğu, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösteren herhangi bir somut delilin dosyada bulunmadığı, tedbirin ölçülü olmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulmadığı, çekirdek haklara müdahalede bulunulduğu, insan haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2017/8276, K:2021/320 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.