Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/313 E. 2021/3464 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/313 E.  ,  2021/3464 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/313
Karar No : 2021/3464

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/06/2020 tarih ve E:2017/4735, K:2020/2350 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/06/2020 tarih ve E:2017/4735, K:2020/2350 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, toplantılarda getirdiği notları örgüt mensuplarına okuduğuna, Anayasa Mahkemesindeki raportörlerin akademik çalışmalarını takip ettiğine, örgütün talimatları doğrultusunda hareket ettiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, Dairece gerekçe yükümlülüğüne uyulmaksızın karar verildiği; Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmeme gerekçesinin belirtilmediği, dolayısıyla gerekçeli karar hakkı, adalete erişim ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu; Dairece, OHAL ilanına ve OHAL KHK’sının çıkarılmasına neden olan süreç ve faaliyetler ile kendisi arasında somut bir belirleme yapılmadığı; somut herhangi bir hukuksal delil olmaksızın kamu görevinden ihraç edildiğinin Dairece de kabul edildiği, bu kabule rağmen dava konusu işlem sırasında bulunmayan, somut olarak idare tarafından ortaya konmayan sözde delillerin geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği yolundaki tespitin kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşme hükümlerine aykırı olduğu; 667 sayılı OHAL KHK’sında ilk defa geçen “iltisak ve irtibat” kavramlarının tanımı ve kapsamının belirsiz olduğu, sebebini, gerekçesini, dayanağını bilmediği, tabi olduğu yasa, anayasa hükümleri bertaraf edilerek, savunması alınmaksızın, delil sunma hakkı tanınmaksızın, aleyhe OHAL mevzuatı hükümleri uygulanarak kişiselleştirilmemiş bir işlemle meslekten çıkarıldığı; Devlete sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına dair somut olgulara dayalı bir delil gösterilmediği; temyize konu Daire kararında davalı idarece ileri sürülen hususların doğruluğu tartışılmadan kabul edildiği, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin kabul edildiği, lehine olan delillerin değerlendirmeye alınmadığı, gizli ve açık tanıkların ifadelerinin soyut, iftira niteliğinde ve çelişkili olduğu, bazı tanıkların aralarındaki kişisel husumetten aleyhe tanıklık yaptığı; Dairenin meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu yönündeki görüşünün isabetsiz olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/06/2020 tarih ve E:2017/4735, K:2020/2350 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.