DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1840 E. , 2021/3465 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1840
Karar No : 2021/3465
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2017/272, K:2021/150 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2017/272, K:2021/150 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen ByLock tespit ve Değerlendirme Tutanağı’nın incelenmesinden; davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, ByLock kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
…üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlıkta 2802 ve 6087 sayılı Kanunlar ile Anayasa’nın 139 ve 140. maddelerinin uygulanması gerektiği, Anayasa’nın anılan hükümleri nedeniyle 667 sayılı KHK’nın hakim ve savcılar hakkında uygulanma olanağının olmadığı; 667 sayılı KHK ile yeni bir suç ve ceza ihdas edildiği, bunun temel hak ve özgürlükleri ilgilendiriyor oluşu sebebiyle ancak kanunla yapılabileceği; dava konusu kararların tesisi sürecinde savunma hakkının tanınmadığı; dava konusu işlem disiplin cezası niteliğinde olduğundan yasalarla düzenlenmesinin gerektiği; işlem tarihinden sonraki bilgi, belge ve delillere dayanılamayacağı, meslekten çıkarma kararının şahsına yönelik kişiselleştirme içermediği, hiçbir objektif kriter belirlenmeksizin işlem tesis edildiği; 667 sayılı OHAL KHK’sında ilk defa geçen iltisak ve irtibat kavramlarının tanımı ve kapsamının anılan OHAL KHK’larında yapılıp belirlenmediği gibi Dairenin kararında da bu konuya değinilmediği, bu kavramların hukuki kavramlar olmadığı; söz konusu yapının 26/05/2016 tarihinde terör örgürtü suçlaması ile suçlandığı, bu tarihten önce silahlı bir terör örgütü olduğuna dair bir karar bulunmadığı, 667 sayılı OHAL KHK’sının 23/07/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında evrensel hukuk ilkelerine göre ancak bu tarihten sonraki olaylara ve suçlara uygulanabileceği; bir sosyal medya ve haberleşme programı olan ByLock uygulamasını kullanmadığı, işlem tarihinde ByLock kullandığı yönünde bir iddianın mevcut olmadığı, bağımsız bilirkişiden rapor alınmadığı, dosyadaki dijital veri ve değerlendirmelerin hükme esas alınamayacağı, ByLock verilerinin elde ediliş yöntemi itibarıyla hukuken geçerli delil olmadığı, dijital delillere müdahalenin kolay olduğu bu nedenle bu verilere ilişkin terredütlerin bilirkişi raporları ile giderilmesi gerektiği, bu verilerin MİT tarafından istihbarat çalışmaları sonucu elde edilmiş veriler olduğu dolayısıyla yargılamada kullanılamayacağı; tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı ve çelişki içerdiği, özgür iradeye dayanmayan tanık beyanlarının hukuki delil olarak kabul edilemeyeceği, aralarında hiç tanımadığı şahıslar olduğu; …’ın yasal olarak kurulmuş ve yasal faaliyet gösteren bir dernek olduğu, hiç kimsenin talimatı, baskısı ve yönlendirmesi olmaksızın kendi hür iradesi ile mesleki sorunların önemsendiğini gördüğü için bu Derneğe üye olduğu, söz konusu Dernek üyeliğinin aleyhine kullanılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/02/2021 tarih ve E:2017/272, K:2021/150 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.