Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2063 E. 2021/3458 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2063 E.  ,  2021/3458 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2063
Karar No : 2021/3458

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av….

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2018/5040, K:2021/146 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2018/5040, K:2021/146 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar karar verildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen ByLock Tespiti ve Değerlendirme Tutanaklarının incelenmesinden; davacının “…” ve “…” ID numaralarıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu meslekten çıkarma kararının hukuka ve gerçekliğe aykırı olduğu, disiplin cezası niteliğinde işlem tesis edildiği, uyuşmazlıkta 2802 sayılı ve 6087 sayılı Kanunlardaki usullerin ve güvencelerin uygulanmamasının açıkça hukuka aykırı olduğu, sadece 667 sayılı KHK hükmünün uygulanamayacağı; süreçte savunma hakkı tanınmadığı, kararlarda hakimlik teminatı, suç ve cezaların yasallığı, çekişmeli yargılama, silahların eşitliği, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, mülkiyet hakkı, aile ve özel hayata saygı hakkı, etkili başvuru, tanık gösterme ve tanığı sorguya çekme hakkı, ayrımcılık yasağı ilkelerinin ihlal edildiği; “cemaat” isimli oluşumun 26/05/2016 tarihinden önce bir terör örgütü olmadığı, işleme dayanak olarak alınan 667 sayılı KHK’da yer verilen “iltisak veya irtibat” kavramlarının, net ve belirgin olmadığı, keyfiliğe yol açtığı, OHAL süresi ile sınırlı olarak alınabilecek bir tedbir olan meslekten çıkarma işleminin dayanağı olan KHK’nın geçerliliğini kaybetmesi nedeniyle dava konusu işlemin iptali gerekirken davanın reddi yönünde verilen kararın da Anayasa’nın 15 ve 121. maddeleri, AİHS’nin 15. maddesi ve BM MSHS’nin 4. maddesine aykırı olduğu; temyize konu Daire kararında yer verilen tetkik hakimi ve savcı düşüncelerinin tarafına tebliğ edilmediği böylece çekişmeli yargılama ve adil yargılanma ilkelerine aykırı davranıldığı; ByLock delilinin yasa dışı delil olduğu ve yargılamada kullanılamayacağı, bu tür dijital verilerin delil olarak kabul edilmesi için kanuna uygun olarak elde edilmesi gerektiği, oysaki bu delilin MİT’in istihbarat faaliyetleri kapsamında elde ettiği veriler olduğu, dolayısıyla idare hukuku anlamında da delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı; itirafçı sanık/tanık ifadelerinin de özgür iradelere dayanmadığı, cezadan kurtulmak amacıyla baskı altında verilen beyanlar olduğu, yine bu ifadelerin açık bir duruşmada yinelenmediği dolayısıyla yargılamalarda esas alınamayacağı; sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dair herhangi somut bir delil bulunmadığı, tedbirin ölçülü olmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulmadığı, çekirdek haklara müdahalede bulunulduğu, insan haklarının ihlal edildiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/02/2021 tarih ve E:2018/5040, K:2021/146 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.