DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2682 E. , 2021/3460 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2682
Karar No : 2021/3460
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2018/3611, K:2021/267 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2018/3611, K:2021/267 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … sayılı esasına kaydedildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüt tarafından sohbet olarak adlandırılan toplantılara ve mezun görüşmesine katıldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, mesleğe başladıktan sonraki dönemde örgüt tarafından sohbet olarak adlandırılan toplantılara katılmaya devam ettiğine, örgüt içinde ‘T5’ grubu içerisinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik davacı ifadeleri ile tanık beyanları ve davacının tanık beyanına karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer deliller yönünden;davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakimlik-savcılık sınavına hazırlık mahrem hücre evlerinden sorumlu murakıp/sermurakıp olarak görev almış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında yer verilen söz konusu yapının “örgüt “olarak değerlendirildiği ilk tarihin 26/05/2016 tarihi olduğu, süreçte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, iç hukukta mahkeme gibi kesin nitelikte karar veren idari kurulları da mahkeme olarak kabul ettiği, hakkındaki meslekten çıkarma kararını veren davalı idarece mahkemeye erişim hakkına riayet edilmediği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na uygun olarak herhangi bir soruşturma ve inceleme yapılmadığı, dava konusu kararların dayanağı delillerin, davalı idare tarafından işlem tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu, meslekten çıkarma kararını veren Hakimler ve Savcılar Kurulunun siyasi iradeden bağımsız olmadığı; karada yer verilen ve delil olarak değerlendirilen tanık ifadelerinin bu tarih ve sonrasına ait olmayıp tamamının 2009-2013 yıllarına ilişkin olduğu; çalışma hayatı dışında aile ve sosyal hayatı ve öğrencilik yıllarının irdelendiği ancak tanık/sanıklar tarafından ifade edilen beyanlar doğru bile olsa suç işlendiğine dair bir beyan olmadığı, tamamen inanç ve toplanma özgürlüğü kapsamında yapılan faaliyetler olduğu; görevini ifa ederken FETÖ/PDY örgütünün hedef ve talimatları ile hareket ettiğine dair somut bir tespite yer verilmediği; hakkındaki ceza mahkumiyet kararının meslekten çıkarıldığı tarihten sonra ortaya çıkmış bir durum olduğu ve Daire kararının verildiği tarihte henüz kesinleşmediği dolayısıyla hükme esas alınmayacağı; dava konusu işlemin dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin, temel insan hakları ve hakimlik ve savcılık teminatını ortadan kaldırması nedeniyle hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, aynı şekilde olayda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ve düşünce, din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 12/02/2021 tarih ve E:2018/3611, K:2021/267 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.